Ana içeriğe atla

Kayıtlar

      Yarın doğum günüm. Uzun senelerdir ilk defa "iyi ki doğdun aysucum" diyemiyorum kendime. Sen de  dinlenmeyi hak ediyorsun, sen de zorluklardan uzaklaşmayı hak ediyorsun. Sen de çırpınmayı bırakmayı hak ediyorsun aslında. Ama inanılmaz yorgun, yalnız, ve acınası bir yerde olduğun gerçeğini değiştirmiyor hiçbir şey. Yaştan ötürü mü acaba bu sefer toparlanmakta daha da zorlanıyor oluşum. Gerçi objektif bakarsak aslında daha zor toparlanmıyorum. Sadece mucizevi hızda değil.      Keşke son 8 ayı silebilsem hayatımdan. Keşke hiç yaşanmamış olsa. Ya da son 31 seneyi de silebiliriz aslında. Bazen kendime bakınca gösterdiğim güce hayran oluyorum. Bu kadar güç göstermek zorunda kalmış olmam da üzüyor. Yarın doğum günüm. İyi ki doğdum bile demek gelmiyor içimden kendime bu sene. Hayatta bir yılı daha devirdim evet. 31 sene önce yarın doğmuş oluyorum ve 11315 gün önce. Hemen hemen. 11 bin gün içerisinden bir gün bile kendimi bir yere, birine, bir şeye ait hi...

Success

I do not know how to become successful in a corporate-related world.  I  know somehow how to survive but that is not enough. I always wanted to make a difference. I always wanted to do something big, however, the older I get the less courage I have in order to do the big things. When it comes to career success, I feel like a baby surrounded by a very confusing web of systems, structures, and relationships that everyone except me knows how to manage. Do I lack intelligence, skills and/or knowledge? No, I do not. I am smart, maybe not high IQ but smart, I am talented, I learn so fast, I am very hardworking, I try new things, I am persistent, and I constantly improve myself and my skills. So, what exactly is the problem? Do I lack EQ? No. I do lack some things though. I lack some critical things.  For most of my career journey, I have always wondered how those unskilled people could manage to be in those high positions. They seemed to lack interpersonal skills, critical ...
      Müzik, atmosfer, ve geri kalan her şeyin uyumsuzluğu içinde uyumu aramaya çıkmak... Nerededir sahi bu uyum? Nereden gelir? Akış nasıl sağlanır. Kendini akışa nasıl bırakır insan? O büyülü anları hayatta ne şartlar altında yaşar? Bilmiyorum. Aslında biliyorum. Kendimi ikna edemiyorum sadece. Dışsal etkenlerin içinde kaybolup gitmek daha kolay geliyor sanırım. Oysa, bahsettiğim her şeyin içsel olduğu gerçeğini ve daha fazla içsel yolculuklara çıkmam gerektiğini kendime itiraf etmekte bir sakınca yok.      Uyduruk kurallarla, uyduruk koşullarla kısıtladığım dünyamı geliştirme çabasına girişimi daha iyi gidebilirdi. Çabalarım da uyduruk koşullarla dolu. Beynim bir harici bellek ve yüklenmiş o kadar çok uydurulmuş şifreleri olan bir sürü klasör ile dolu. Dosyalara erişebilmem için şifreleri çözmem gerekiyor, fakat her denediğimde kulakları sağır eden uyarılarla ve bir dünya bilinmezle karşılaşıyorum. birsigarasarıpgeliyorum        ...

army dreamer-moddi

Ben mi? Nereden başlayacağını bilmeyen ve başlıkları asla beceremeyen bir kadın oldum hep. Hep bir yerlerde bir şeyler aradım ve ne aradığım şeyin ne olduğunu ne de nerede olduğumu bilemedim. Parçaların arasında, ayaklarım kesilmesin diye gezinmek yerine öylece ayakta dikildim. Sonra ayakta durmaktan sıkılıp kırıkların üstüne basıp yürüdüm. Kendimle kavgam hep böyle oldu. Nereden geldi diye sormayın, sanki ben çok biliyormuşum gibi cevap verebilirim size. Bilmiyorum. Sanırım gerçekten emin olduğum tek şey hiçbir şey bilmeyişim olabilir. Bilsem ne olur ki? Bilmem.  Ellerimi gördünüz mü hiç? Ellerimle konuşmak zorlaştı bu günlerde, bulamıyorum onları. Bulamıyorum. Konuşmam gerek. Anlatmam. Ellerimi gördünüz mü?  Gözlerimi kapatsam içinde yeni bir dünya hayal edebilir miyim? Hayallerim gerçekleşir mi içeride yine? Sadece içeride kalsa ama mesela? Belki belki konuşabiliriz diyorum ama her seferinde sesim kesiliyor sanki konuşmak istediklerimi dinleyecek bir ben bile olmuyorum nere...
       Ne yazacağımı bilmiyorum ama yazmak istiyorum. Hayır, kayıp hissetmiyorum ama bulunmuş da hissetmiyorum.      Düşüncelerimin içindeki karıncalanmaları izliyorum. Hiç bu kadar kendimi sakin, dışarıdan gözlemler şekilde olmamıştım. Duygularıma kapılmadan, fırtınalar koparmadan... Bazen bir mucize olmasını istiyorum. Belki bir gün olur. Olmasa da olur herhalde. Sadece bazen kendime bunları neden yaptığımı anlayamıyorum.      Aslında anlama konusunda sıkıntı çekmiyorum. Asıl sıkıntı yaşadığım yer anlamama rağmen aksiyonlarımı ayarlayamıyor oluşum. Alışkanlık olsa gerek. Yıkmak zor bilirsiniz. Beynime rağmen yaşıyor olmak bazen çok zor. Bazen beynimle var olmak çok da keyifli. Kafamın çalışma şeklini seviyorum aslında. Sadece bu çalışma şekli normalden daha fazla enerji gerektiyor ve işin sonunda tekrar tekrar bitkinlikle uğraşıyorum.      İnsan ne garip aslında, hem de ne mükemmel garip. Üstüme bir sürü elbise geçirdim....
 * Selam, Yorgunluklarımın arasından geliyorum. Ellerimde yine bazı konular, önüme koyuyorum. Hayır, bu sefer kendimden nefret etmiyorum. Aslında uzun süredir kendimden nefret etmiyorum. Bazen duyguları birbirine karıştırıyorum sadece. Öyle bir alışkanlığım var ki sanki hala her duyguyu en yoğun şekilde yaşamam gerekiyormuş gibi. Neyse ki kendime çabuk geliyorum artık. Çiçekleri de yerlere seriyorum. Ellerimden bıraktığım konuların arasına ekliyorum onları. İsyan edilmesi gereken ne kadar şey varsa aralarına ekliyorum. Çiçeksiz olmaz. Burun da önemli aslında, içime huzur dolduran kokulardan midemi bulandıran kokulara onunla varıyorum. Bir parfüm var, ne adını ne sanını biliyorum, dışarıda her denk geldiğimde midem sanki temizlik beziymiş gibi büzülmeye başlar. Boğazımda öğürme refleksini kontrol edemem. Kötü bir anısı var demek yeterli olur mu bilmem. belki her şey yeterdi belki detaylar çok önemliydi belki de değildi önem sıralaması yaparken neye dikkat edilmeliydi ki hangisi daha...
       Kendimden nefret etmekten çok yoruldum. Sürekli kendimen nefret etmeme yol açacak hatalar yapmaktan da. Hatalarımın kendimden nefret etmeme sebep olmasından da çok yoruldum. Sürekli bir şeyleri ertelemekten, kendimden şüphe etmekten, asla kendime güvenememekten çok yoruldum. Devamlı yalnız hissetmekten de yoruldum. Aslına bakarsanız en çok da ondan yoruldum.      Artık diyorum neden bırakmıyor zihnimin karanlık köşelerindeki sarmaşıklar beni. Ellerim, ellerim ve yine ellerime yaşlarımı bırakırken neden kesip atamıyorum beni zehirleyen yerleri. Siz hiç kendiniz için "Potansiyelini gerçekleştirmiyorsun", "Güzel bir potansiyelin var, değerlendir", "Sen daha iyisini yapabilirdin" cümlelerini duydunuz mu? Bunlar size o kadar çok söylendi de en sonunda bu kendi iç sesiniz oldu mu? Ve ne yaparsanız yapın, ne kadar çabalarsanız çabalayın bu ses hep var olmaya devam etti mi? Hiçbir şey yetmedi ve neyi başarırsanız başarın kendinizi hep yetersiz hissettin...