Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim 21, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
"susturmaya çalıştığın her kelime için söyleyebiliriz ki,,,,, bıraktın, bıraktın evet başlangıcı, gölgesinde yürüyebilir miyiz minik meleklerin. çamur saplantısı olmuş küçük bedenlerimiz ve hayallerimiz. kurulu saatleri duymayacağız. uyumayacağız da. sahiplenilen sürüntülerde bir yaşam kırısıntısı işte bu. kabadayılıkla biraz da oluyor işte böyle. sanki nereye gittiğini anlatmak zorunluluğu gibi. ne yazık ki biz o kadar yok. " yaşanılan bir uçuşun kalıntısıydı bu kelimeler. devamı da gelebilirdi ama gelmedi.
bakın siz bilmiyorsunuz. küçük saksılarda hediye edin çiçeklerinizi. sevdiklerinize ölü şeyler hediye etmeyin. öleceğiz biz de böyle demeyin. sevgi yaşayan bir şey, içinde yaşam bulunduran bir şey. saksılarda hediye edin tohumunu ekip. böylece diyebilirsiniz ki, biz de bunun gibi yeşereceğiz, renkli bir hayatı savunacağız. öldükten sonra neler yapılacağını bilmeden. bizim cesetlerimiz de başka canlılara hediye ediliyor mu? al işte bak sana ölü insan topladım deniyor mu? hayır, hayır. inanmıyorum tanrılara da canlıların ölü hallerinin hediye edildiğini. ne kadar kızıyorlardır kim bilir. bir tanrıya verilebilecek de en güzel hediyedir toprakta kendine yer bulan bir tohum. ama siz işte inanmıyorsunuz. neden inanmıyorsunuz. neden inanç derken, masumiyeti, saflığı ve güzelliği gözardı edip, içinde her türlü insani kötü duyguları barındıran şeyler var ediyorsunuz. hiç mi acımıyorsunuz? neyse insanız işte. başka ne yapacaktık ya? kendi içimde çok çeliştiğim anların yanı sıra bir de h...