geldiniz mi? bir şeylerden bahsedecektim, unuttuğum yerlerde kaldım. kitaplarımı, kelimelerimi, düşlerimi, gözlüklerimi ve düşüncelerimi yaktım. korktum. olmayan bir yerden olmayan şeyler çıkardım. üzüldüm. geldiniz demek. unuttuğum yerlerden bahsedeceğim. hayallerimizle oynuyorduk buralarda bir yerde. hayallerimiz oyuncaktı. onları parça yapmayı bilmiyorduk henüz. bilsek de bir anlam ifade etmeyecekti zaten. öksüz kalmış birer yalnızlığın içerisine hayalleri sıkıştırmıştık. hayaller yalnızlığı anlamalıydı, hayaller yalnızlık olmalıydı. baktığımız yerler bunu söylemişti. oysa diyebileceğimiz yerleri unutabilmek adına içtiğimiz şarapları hep kadehleriyle yere döktük. kadehleriyle yerde kaldılar. yerde kalınmamalıydı. istemeden yaptığımız şeyler, beceriksizliğimiz, insan olma adındaki beceriksizliğimizi nerelerde bulsak hep tek gözümüz ağlıyordu. sakın gitmeyin demek istemiştim ama hep gitmiştiniz. ne gariptir değil mi gerçekten, insan olmayı beceremezken daha, daha öğrenmeyi öğreneme...
The peaks of my story, the journey of my learning, the awareness of mental health, the sharing of some information I have got, the growth, Warning! Not so fun. The more the merrier.