Günlük dediklerine bakmayın siz, her gün yazılmaz aslında böyle şeyler. Zaman zaman birikenleri atarsınız böyle. Benim de birikti içimde. Şimdi. Ne çıkar bu işin içinden bilmiyorum ama çıksın da. Çok sancılı bir geçiş dönemindeyiz aslında. Ekonomik krizler, savaşlar, insanlığın yıkıldığı ve yeniden inşa edildiği, umudumuzu kaybettiğimiz, kazandığımız ve yeniden kaybettiğimiz, pandemiklerle uğraştığımız, darbeler gördüğümüz, bir önceki neslin hep bir sonrakini anlayamayışına tanıklık ettiğimiz, bizim de hem bir sonraki hem de bir önceki nesli anlayamadığımız ve aramızda uçurumlar olan bir dönemdeyiz. Bir çağ atlıyoruz aslında iki binlerin başlarında. Sancılı, çok sancılı yaşıyoruz. Bana tam doğum kasıntıları gibi geliyor bu dönem aslında. Bu sancılar. Bilim kurgu filminin içerisinde gibiyiz. Ama bir film değil. Herkes evinde tek başına korkuyor. Herkes evinde tek başına hayatta kalmaya çalışıyor. Şu yirmibirinci yüzyılda en ironik halimizi yaşıyoruz. En dikkatimi çeken şey...
The peaks of my story, the journey of my learning, the awareness of mental health, the sharing of some information I have got, the growth, Warning! Not so fun. The more the merrier.