Birazdan yolumu bulacağım. Birazdan olmam gereken her şeyi, herkesi, her duyguyu ellerimle içeceğim. Kendi ellerimle yaptım. Kendi ellerimle yapmadım. Beni bırakan her duyguyu selamlıyorum. Bazen özlüyorum, bazen de özlemiyorum onları. Ama ne olursa olsun onları kabulleniyorum. Hep parçalarımın yere dökülmesinin kötü bir şey olduğunu düşünüyordum. Parçalarımın yere dökülmesi hiç de kötü değilmiş. Parçalarımla beraber var olabilmem iyiymiş ve dökülenler de beni şekillendiriyormuş. Dökülenlerle de var olabiliyorum. Ne dedin? Sence benim gibi hiç olmayacak mı? Bence olmayacak. Her bardağa döküldüğümde taştığım yerleri siliyorum. Bütün bardaklar. Taşıyor. Ve ben hiç bitmiyorum. Kendi beynimden çıkabiliyorum artık. Bazen. Beynim beni kandırmayı beceremiyor bazen. Bazen de çok sert bir savaş oluyor aramızda. Dünden beri kendimi parçalamadığım alan kalmadı. Utanç. Utanç. Suçluluk. Utanç. O kadar çok savaşıyorum ki bununla. Gururla yine kendimi dışarı atabilmek için uğraşıyorum. ...
The peaks of my story, the journey of my learning, the awareness of mental health, the sharing of some information I have got, the growth, Warning! Not so fun. The more the merrier.