Sudoku'yu bıraktım geldim. Belli ki birikmiş bir şeyler. Ne birikti bilmiyorum. Nehirin ortasındaki o kocaman taşım. Hayat üzerimden ve etrafımdan akıp gidiyor. Sert keskin köşelerimi de yumuşatıyor ama hayatta kalmaya devam edecek kadar kocaman mıyım emin olamıyorum. Gün içerisinde gözlerimi açık tutabilmek bile inanılmaz bir güç istiyor. Oysa ben bu kadar güç harcamak zorunda kalmadan daha dolu yaşayabileceğim bir hayat inşası ile yanıp tutuşuyorum. Hiç gerçekleşecek mi bilmiyorum. Bildiğim şeylerin arasına saklarım belki. Bilmediğim şeylerden uzakta kalsınlar. Yeterli gelecek kollardan aşağı sarkarlar belki. Belki içlerinden biri ışığı yutar ve kanatlarını ödünç alır İkarus'dan. Yeni yerler keşfedecek enerjiye sahip olmak. Ah, o korunaklı beynimin içinde karıncalar hiç korkuyu göstermeselerdi. Projeksiyon cihazı ile geldiler. Yanlarında büyüteçler ve mikroskoplar da vardı. Gözlerimi kapatmam yasaktı. İzledim. Öğrendim. Ve hiç unutamadım....
The peaks of my story, the journey of my learning, the awareness of mental health, the sharing of some information I have got, the growth, Warning! Not so fun. The more the merrier.