Ana içeriğe atla

Kayıtlar

neden etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

4 Haziran 2020

Yine sayfalarca makale yazmadan önce oturup kendi kendime yazmak istedim biraz. Biriktirdiğim, sinirlendiğim, içime oturan, içimin almadığı, içsel ve dışsal o kadar şey var ki aslında yazmak, anlatmak istediğim. Hepsini tek bir yazıya sığdıramayacağım ne yazık ki. Belki burada hiçbirini anlatamayacağım. Çünkü önce bu dolmuşluğu atmam gerek üstümden. Bu siniri, öfkeyi kusmam gerek bir şekle büründürmeden. Sonra asıl konulara teker teker değinebilirim belki. Normalde senelerle, rakamlarla, numaralarla çok uğraşmam. “Yeni yıl yeni ben” gibi söylemlere inanmam. Ya da yaşanılan olumsuzlukları bir seneye bağlamam. Ama 2020 ile o kadar çok patlama yaşandı ki dünyada, bir insanın görmezden gelerek yaşaması gerçeğini aklım almıyor benim açıkçası. Bunca olan biten olaylara duyarsız kalmak nasıl oluyor? Çok uzun bir süre kendi akıl sağlığım için uzak kaldım haberlerden. Şimdi de ara ara kendimi uzaklaştırdığım dönemler oluyor. Ama eskisi gibi komple kesemiyorum bağımı. Öğrendikçe hep daha fazla...
bakın siz bilmiyorsunuz. küçük saksılarda hediye edin çiçeklerinizi. sevdiklerinize ölü şeyler hediye etmeyin. öleceğiz biz de böyle demeyin. sevgi yaşayan bir şey, içinde yaşam bulunduran bir şey. saksılarda hediye edin tohumunu ekip. böylece diyebilirsiniz ki, biz de bunun gibi yeşereceğiz, renkli bir hayatı savunacağız. öldükten sonra neler yapılacağını bilmeden. bizim cesetlerimiz de başka canlılara hediye ediliyor mu? al işte bak sana ölü insan topladım deniyor mu? hayır, hayır. inanmıyorum tanrılara da canlıların ölü hallerinin hediye edildiğini. ne kadar kızıyorlardır kim bilir. bir tanrıya verilebilecek de en güzel hediyedir toprakta kendine yer bulan bir tohum. ama siz işte inanmıyorsunuz. neden inanmıyorsunuz. neden inanç derken, masumiyeti, saflığı ve güzelliği gözardı edip, içinde her türlü insani kötü duyguları barındıran şeyler var ediyorsunuz. hiç mi acımıyorsunuz? neyse insanız işte. başka ne yapacaktık ya? kendi içimde çok çeliştiğim anların yanı sıra bir de h...