işte ben de yazıyorum bazen. gözlerimin oyuklarına hikayelerimi sıkıştırıp duyguları damıtıp damıtıp yazıyorum. duygusuz var olmadığım gibi duygusuz yazamıyorum da. aynı sebepten bazen yazıyorum. çünkü bazen duygularımla iyi anlaşabiliyorum. -ve işte karşınızda dünyanın en tatlı sesli üç kızı- sokaktaki çocuklar söylüyorlar. dünyanın en masum sözcüklerini duymuş olabilirim. en umut dolu. en hayallerle dolu. çocuklarla geçirdiğim zaman sanırım hayatımda geçirdiğim en kaliteli zamanlar. gözlerimin içine bakışları, iltifat edişleri, hayatlarından öyle sıradan şeyler paylaşma arzuları, yanımda şımaracak kadar kendilerini rahat hissetmeleri... ne kadar kızsam da aslında kızamıyorum içten içe. bazen bir yetişkin gibi davranmalarını beklediğim doğru aslında, ama çocukluklarını aklımdan hiç çıkaramıyorum günün sonunda. hayatımda duymayı en sevdiğim iki sesten biri de çocuk sesi kesinlikle. sokakta oynayan, birbirlerine bağıran, şarkı söyleyen, annelerinden su isteyen çocukların sesi. "...
The peaks of my story, the journey of my learning, the awareness of mental health, the sharing of some information I have got, the growth, Warning! Not so fun. The more the merrier.