Ana içeriğe atla

4 Haziran 2020

Yine sayfalarca makale yazmadan önce oturup kendi kendime yazmak istedim biraz. Biriktirdiğim, sinirlendiğim, içime oturan, içimin almadığı, içsel ve dışsal o kadar şey var ki aslında yazmak, anlatmak istediğim. Hepsini tek bir yazıya sığdıramayacağım ne yazık ki. Belki burada hiçbirini anlatamayacağım. Çünkü önce bu dolmuşluğu atmam gerek üstümden. Bu siniri, öfkeyi kusmam gerek bir şekle büründürmeden. Sonra asıl konulara teker teker değinebilirim belki.

Normalde senelerle, rakamlarla, numaralarla çok uğraşmam. “Yeni yıl yeni ben” gibi söylemlere inanmam. Ya da yaşanılan olumsuzlukları bir seneye bağlamam. Ama 2020 ile o kadar çok patlama yaşandı ki dünyada, bir insanın görmezden gelerek yaşaması gerçeğini aklım almıyor benim açıkçası. Bunca olan biten olaylara duyarsız kalmak nasıl oluyor? Çok uzun bir süre kendi akıl sağlığım için uzak kaldım haberlerden. Şimdi de ara ara kendimi uzaklaştırdığım dönemler oluyor. Ama eskisi gibi komple kesemiyorum bağımı. Öğrendikçe hep daha fazla acıkan, hep daha fazlasını öğrenme ihtiyacı duyan biri oldum. Ve öğrenmeye devam ettikçe de hep ne kadar az bildiğimi gördüm. Bildiklerim hiçbir şey. Bildiklerimin bir şey olmasını isterken hiçbir zaman bildiklerimin o noktaya gelemeyeceğini de anladım. Ama bu beni hiç geri çekmedi. Umarım hiç de çekmez. Bu yüzden insanların meraksız, uğraşsız yaşayışları beni gerçekten hem sinirlendiriyor hem de üzüyor. İnsanların aşırı net, keskin, yıkıcı davranışları beni hem üzüyor hem de sinirlendiriyor. Hayır, hiçbiriniz bu kadar değilsiniz, bu kadar olmamalısınız, kendinize ihanet ediyorsunuz resmen diye sinirlendiriyor. Ve aynı şekilde üzüyor da.

Ben hep, ben yapabiliyorsam herkes yapabilir. Ben bunu biliyorsam herkes biliyordur. Ben bunu düşünüyorsam herkes düşünebiliyordur şeklinde yaşadım. Bunun böyle olmadığı gerçeğini yeni yeni fark ediyorum. Bunu sindirmem de öyle kolay olmuyor tabi. Bu hem kendime olan güvensizliğimden hem de insanları gözümde çok büyütmemden kaynaklanıyor tabi. Bu yüzden insanların kötü davranışları hep seçtiğini düşündüm belki de. Görüyorum ki artık, bir sürü değişken bizi biz yapan, kimilerinin değişmesi mümkün değil.

Tıkandım. Çoğu yazının sonunu getiremediğim gibi bununki de böyle kaldı. Olsun ben bunu böyle paylaşmak istiyorum. Odaklanma sürem yine bu kadarmış.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

desensitization

            I am a bit confused in fact. They said   my translation skills of my emotions to words were advanced, however, when I write, my words do not feel quite enough. Confused. I want my headphones. Today, I am going to plant strawberries on my balcony. I am excited. It helps me to heal, to see them grow, to talk to them. My hands create new lives, and they are green. Whatever, I want to talk about something else today. My body perception. And you will think that it will be about my weight. Maybe some part, I am not sure yet. The flow will decide.             During my last therapy session, Ms. Özge said that it was my sleekest appearance after a long time. I answered, “Most of the time, looking pretty makes me feel too much”. Of course, we discussed it. And I am not going to write about it with "I said" - "she said". But here we go.     ...

15/16

I planned to do other things for this time of the day before I went to bed. Still, I am here. I cannot prevent the urge to write and obviously I cannot resist it. Some call it inspiration, I say toleration, the clarity of mind. If I cannot tolerate my feelings I cannot sit in front of this computer. I need my feelings to calm down, at least to be tolerateable. That is the reason I cease to write from time to time. I feel it without even attempting to write. When I think about the act of writing my stomach puckers up inside. I feel the nausea. The feelings punch me in the stomach. Always. Or maybe it was the residue of the countless attempts of suicides with medicines. Or it was, what was the left of Dünya. Anyway. So long I haven’t talked about the past of me. The origin of me. How I turned out to be like this. I went to İstanbul a couple of weeks ago, home- as mom would say. Something hit me hard during that visit about my sister. For the last couple of months, I was ...

4 nisan 20

Merhaba. Bugün onay meselesi kafamı kurcaladı yine. Regl olacağım bu arada, çok depresif gelirsem salın beni. Annemle heyecanla başladığım her telefon konuşması hayal kırıklığıyla son buluyor. Annemle dertleşmem gibi bir şey asla söz konusu değil. Annem benimle dertleşebiliyor ama ben annemle dertleşemiyorum. Ve her telefon konuşması benim kalbimin kırılmasıyla bitiyor. Hala beklentim var annemden demek ki. Hala annemden beklentilerimi bırakmamışım. Insan nasıl bırakabilir ki zaten. Her şeyi bırakabilir belki ama annesinden gelebilecek desteği beklemekten vazgeçemez gibi. Ama vazgeçmek zorundayım. Bir gün beni nasıl yalnız bıraktığını görebilsin isterdim ama annem öyle biri değil. Yani sadece öyle bir kapasitesi ve bilgisi yok. Ve geri kalan bütün bilgilere kendisini kapamış bir kadın. Suçlayamazsınız. Şu an güvenli bildiği bir alanda ve güvenli alanını bu saatten sonra bırakacak da değil. Herkese ve her şeye üzülmekten sinirlenmekten çok yoruluyorum bazen. Kendim de dahi...