Merhaba.
Bugün onay meselesi kafamı
kurcaladı yine. Regl olacağım bu arada, çok depresif gelirsem salın beni.
Annemle heyecanla başladığım her
telefon konuşması hayal kırıklığıyla son buluyor. Annemle dertleşmem gibi bir
şey asla söz konusu değil. Annem benimle dertleşebiliyor ama ben annemle
dertleşemiyorum. Ve her telefon konuşması benim kalbimin kırılmasıyla bitiyor. Hala
beklentim var annemden demek ki. Hala annemden beklentilerimi bırakmamışım. Insan
nasıl bırakabilir ki zaten. Her şeyi bırakabilir belki ama annesinden
gelebilecek desteği beklemekten vazgeçemez gibi. Ama vazgeçmek zorundayım. Bir gün
beni nasıl yalnız bıraktığını görebilsin isterdim ama annem öyle biri değil. Yani
sadece öyle bir kapasitesi ve bilgisi yok. Ve geri kalan bütün bilgilere
kendisini kapamış bir kadın. Suçlayamazsınız. Şu an güvenli bildiği bir alanda ve
güvenli alanını bu saatten sonra bırakacak da değil.
Herkese ve her şeye üzülmekten
sinirlenmekten çok yoruluyorum bazen. Kendim de dahil. Diyorum ki,
neyse
bu kadar çok yoğun hissetmenin en
zor yanı seni sen yapan bazı yönlerini de hayatta kalabilmek adına kenara koyup
köreltmeye çalışmak. Ve bu köreltmenin üzüntüsüyle yaşamak. Böylesine yoğun
empati insanın laneti de olabiliyor ne yazık ki. Onunla baş edecek yeterli
aletleri yoksa laneti olabiliyor gerçekten.
Evet pek çok alanda kendi
hislerimi geçerli kılmayı öğrendim. Yine de güvenemediğim çok fazla duygularım
ve düşüncelerim var. sorgulamaktan yorulduğum kimi zaman, kimi zaman korkup
kaçtığım.
Boğulduğum bölgelerim var hala. Kendimi
boğulmaktan kurtarmak için çabaladığım. Bazen vazgeçtiğim. Bazen sonraya
bıraktığım çok bölgelerim var.
Kocaman sarıldığım çok ağaçlarım
var daha. Köklerini özümsemeye çalıştığım. Kesiklerini kapatmaya çalıştığım.
Nasıl hissettiğimi nasıl
anlatabilirim ki? Hislerimi dilin şiddetine maruz bırakmalı mıyım gerçekten? Duygularıma
bu zararı vermeli miyim? Yoksa onlar yeniden toparlarlar mı?
Bazen kendimi, toprakla yani
gezegenle fiziki bir bağım varmış, tıpkı ağaçların kökleri gibi, ve bu bağ beni
gezegenin üzerinde yaşanan her şeye bağlıyormuş gibi. Bütün acıları, mutsuzlukları,
kötülükleri, iyilikleri, sevgileri, şiddetleri, arkadaşlıkları, merhameti vb
bedenimde hissediyormuş gibi hissediyorum. Herkesle her şeyle asla kopmayacak
bir bağım varmış gibi hissediyorum. Göbek bağım dünyayla kopmamış gibi, daha
doğmamış gibi. Kendimi doğuruyormuşum gibi sancılı. Kendimi doğuruyormuş gibi
yaratıcı ve mucizevi.
Kiremitleri betondan daha çok
severim.
Yorumlar
Yorum Gönder