Ana içeriğe atla

4 nisan 20


Merhaba.

Bugün onay meselesi kafamı kurcaladı yine. Regl olacağım bu arada, çok depresif gelirsem salın beni.

Annemle heyecanla başladığım her telefon konuşması hayal kırıklığıyla son buluyor. Annemle dertleşmem gibi bir şey asla söz konusu değil. Annem benimle dertleşebiliyor ama ben annemle dertleşemiyorum. Ve her telefon konuşması benim kalbimin kırılmasıyla bitiyor. Hala beklentim var annemden demek ki. Hala annemden beklentilerimi bırakmamışım. Insan nasıl bırakabilir ki zaten. Her şeyi bırakabilir belki ama annesinden gelebilecek desteği beklemekten vazgeçemez gibi. Ama vazgeçmek zorundayım. Bir gün beni nasıl yalnız bıraktığını görebilsin isterdim ama annem öyle biri değil. Yani sadece öyle bir kapasitesi ve bilgisi yok. Ve geri kalan bütün bilgilere kendisini kapamış bir kadın. Suçlayamazsınız. Şu an güvenli bildiği bir alanda ve güvenli alanını bu saatten sonra bırakacak da değil.

Herkese ve her şeye üzülmekten sinirlenmekten çok yoruluyorum bazen. Kendim de dahil. Diyorum ki,

neyse

bu kadar çok yoğun hissetmenin en zor yanı seni sen yapan bazı yönlerini de hayatta kalabilmek adına kenara koyup köreltmeye çalışmak. Ve bu köreltmenin üzüntüsüyle yaşamak. Böylesine yoğun empati insanın laneti de olabiliyor ne yazık ki. Onunla baş edecek yeterli aletleri yoksa laneti olabiliyor gerçekten.

Evet pek çok alanda kendi hislerimi geçerli kılmayı öğrendim. Yine de güvenemediğim çok fazla duygularım ve düşüncelerim var. sorgulamaktan yorulduğum kimi zaman, kimi zaman korkup kaçtığım.

Boğulduğum bölgelerim var hala. Kendimi boğulmaktan kurtarmak için çabaladığım. Bazen vazgeçtiğim. Bazen sonraya bıraktığım çok bölgelerim var.

Kocaman sarıldığım çok ağaçlarım var daha. Köklerini özümsemeye çalıştığım. Kesiklerini kapatmaya çalıştığım.

Nasıl hissettiğimi nasıl anlatabilirim ki? Hislerimi dilin şiddetine maruz bırakmalı mıyım gerçekten? Duygularıma bu zararı vermeli miyim? Yoksa onlar yeniden toparlarlar mı?

Bazen kendimi, toprakla yani gezegenle fiziki bir bağım varmış, tıpkı ağaçların kökleri gibi, ve bu bağ beni gezegenin üzerinde yaşanan her şeye bağlıyormuş gibi. Bütün acıları, mutsuzlukları, kötülükleri, iyilikleri, sevgileri, şiddetleri, arkadaşlıkları, merhameti vb bedenimde hissediyormuş gibi hissediyorum. Herkesle her şeyle asla kopmayacak bir bağım varmış gibi hissediyorum. Göbek bağım dünyayla kopmamış gibi, daha doğmamış gibi. Kendimi doğuruyormuşum gibi sancılı. Kendimi doğuruyormuş gibi yaratıcı ve mucizevi.

Kiremitleri betondan daha çok severim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

desensitization

            I am a bit confused in fact. They said   my translation skills of my emotions to words were advanced, however, when I write, my words do not feel quite enough. Confused. I want my headphones. Today, I am going to plant strawberries on my balcony. I am excited. It helps me to heal, to see them grow, to talk to them. My hands create new lives, and they are green. Whatever, I want to talk about something else today. My body perception. And you will think that it will be about my weight. Maybe some part, I am not sure yet. The flow will decide.             During my last therapy session, Ms. Özge said that it was my sleekest appearance after a long time. I answered, “Most of the time, looking pretty makes me feel too much”. Of course, we discussed it. And I am not going to write about it with "I said" - "she said". But here we go.     ...

15/16

I planned to do other things for this time of the day before I went to bed. Still, I am here. I cannot prevent the urge to write and obviously I cannot resist it. Some call it inspiration, I say toleration, the clarity of mind. If I cannot tolerate my feelings I cannot sit in front of this computer. I need my feelings to calm down, at least to be tolerateable. That is the reason I cease to write from time to time. I feel it without even attempting to write. When I think about the act of writing my stomach puckers up inside. I feel the nausea. The feelings punch me in the stomach. Always. Or maybe it was the residue of the countless attempts of suicides with medicines. Or it was, what was the left of Dünya. Anyway. So long I haven’t talked about the past of me. The origin of me. How I turned out to be like this. I went to İstanbul a couple of weeks ago, home- as mom would say. Something hit me hard during that visit about my sister. For the last couple of months, I was ...