Ana içeriğe atla

Kayıtlar

erginleme

Bu yazıyı müthiş araştırmalar, sayfalarca okuma sonunda yazmıyorum. En azından bu yazı için derin araştırmalar yapmadım. Fakat, geçtiğimiz senelerde Oz Büyücüsü’ndeki Dorothy’nin Oz diyarına -bilinçdışına- gidip de büyüyemeden gelmesi hakkında bir makale yazmıştım. Ve az önce bu yazıya başlamadan önce aklıma geldi ve onunla başlamak istedim. Büyümekten kasıt tabii ki erginlemek, kendini bulmak, yetişkin hale gelmek ve içsel problemlerimizi bir nebze nihayetine kavuşturmak. Ben henüz gerçek bir yetişkin haline gelmedim. Ama çabalıyorum. Hep bebek suratım yüzünden kimsenin beni ciddiye almadığını düşünürdüm. Davranışlarımın etkisini, davranışlarımı pek algılama kabiliyetim yoktu. Usulca öğreniyor ve deneyimliyorum. Ama bu davranışlarımı değiştirerel değil, içimde bir şeyleri çözümlemeye başladığımdan oluyor. Yani bunlar davranışlarımı etkiliyormuş. Öğrencilerimle aramda hep bir sevgi ilişkisi olduğunu düşündüm ve hissettim şimdiye kadar. Sevmeyenler de oldu tabii ki. Özellikle ye...

3 şubat 2020

Merhaba, ne zamandır yazmıyorum bilemedim. Uzun zaman oldu sanıyorum ki. Nedendir bilmiyorum, uyku kalitem çok düşük, geceleri uyumakta sabahları da uyanmakta zorlanıyorum. Uyandığımda kendimi önceki günden daha yorgun hissediyorum hatta. Gerçekten sebebini bilmiyorum. Sigarayı azalttım, geceleri uyku çayı içiyorum, yastıklarımı, yorganlarımı, her şeyi mütemadiyen temiz tutmaya çalışıyorum. Bir şey değişmedi. Belki de kilo aldığım için. Belim sürekli ağrıyor. Kahveyi de azalttım bu arada. Düzgün beslenmeye çalışıyorum. Büyüme, yetişkin olabilme konusu son iki veya üç terapi seansımızın konusu oldu. Maddi problemlerden başladı bu konu. Ardından yaşıma geldi. Yazıyla da rakamla da yirmi yedi. Ben bu yaşımı göreceğimden hiç emin değildim. Bu yaşlarıma kadar mutlaka öleceğimi düşünürdüm. Ya uyuşturucudan ya da intihardan. Bu kadar yeterdi bana. Şimdi geri dönüp baktığımda doğru düzgün bir şey yaşamadığımı, hayatı kaçırdığımı bir şekilde ve gözlerimin kenarındaki kırışıklarla haya...

2 Ocak

Birazdan yolumu bulacağım. Birazdan olmam gereken her şeyi, herkesi, her duyguyu ellerimle içeceğim. Kendi ellerimle yaptım. Kendi ellerimle yapmadım. Beni bırakan her duyguyu selamlıyorum. Bazen özlüyorum, bazen de özlemiyorum onları. Ama ne olursa olsun onları kabulleniyorum. Hep parçalarımın yere dökülmesinin kötü bir şey olduğunu düşünüyordum. Parçalarımın yere dökülmesi hiç de kötü değilmiş. Parçalarımla beraber var olabilmem iyiymiş ve dökülenler de beni şekillendiriyormuş. Dökülenlerle de var olabiliyorum. Ne dedin? Sence benim gibi hiç olmayacak mı? Bence olmayacak. Her bardağa döküldüğümde taştığım yerleri siliyorum. Bütün bardaklar. Taşıyor. Ve ben hiç bitmiyorum. Kendi beynimden çıkabiliyorum artık. Bazen. Beynim beni kandırmayı beceremiyor bazen. Bazen de çok sert bir savaş oluyor aramızda. Dünden beri kendimi parçalamadığım alan kalmadı. Utanç. Utanç. Suçluluk. Utanç. O kadar çok savaşıyorum ki bununla. Gururla yine kendimi dışarı atabilmek için uğraşıyorum. ...

10 Aralık

“Bir gün buradan gideceğimi biliyorum” içimden bu cümle geçti dosyanın açılmasını beklerken. Bazı zamanlar cümleler beynimde şimşek gibi beliriyor. Öylesine, hiçbir amacı olmadan. En azından yüzeyde öyle görünüyor. Bilinçaltımın nasıl çalıştığına dair bir fikrim yok. Galiba artık öğrenmek de istemiyorum. Bazı şeyleri fazla didiklemek onu yaşamayı engelliyor diye düşünüyorum. Her neyse. Bir gün buradan gideceğimi biliyorum. Bir gün ellerimle kollarımı alıp, birbirine sarıp gideceğimi biliyorum. Nereye giderim bilmiyorum. Nerelerde uyanırım. Nerelerde tuvalete girer, yüzümü yıkarım bilmiyorum. Saçlarım yağlanır mı, yoksa toza sürüp öyle mi temizlerim bilmiyorum. Bir kere sokakta uyumuştum. Bir kere de uyuyamamıştım. Ha bir de çişim gelmese hiç uyanmayacağım sanırım. Bir gün ben de yaprakların gövdeye tutunduğu dal olacağım. Bir gün. Belki de bugün. Belki o bir gün çok uzakta ve yaşamım yetmeyecek ona uzanmaya. Belki de o bir gün hayatım içinde çok kısa sürecek ve hiç uzanmayacak ba...

17 Kasım

Hep bir yerden başlamam gerekiyor. Hep bilmediklerimden. Hep gözlerime kaçan her şeyden sorumlu olmam gerekiyor. Rüzgarı kontrol edebilmem. Kirpiklerimi köklerine yapıştırabilmem. Tozları uzak tutabilmem. Gerekiyor. Bir yerde. Hep. Hata. Yapıyorum. Mükemmel olmam gerekiyor. Her şeyi düzgün yapabilmem. Yoksa sevgiyi hak etmiyorum demektir. Mükemmel olmam gerekiyor. Bir ilişkimin olması içi mükemmel bir anlayışa, dışarı çıkabilmek için düzgün görünmeye, derse gidebilmem için her şeyi yapmış olmaya, arkadaşlarımla görüşmek için enerjik hissetmeye, kedilerimi hak edebilmek için mükemmel bir bakıcı olmaya, kitap yazmaya başlamak için, bir konu hakkında görüşlerimi savunabilmek için dünya üzerindeki bütün bilgileri biliyor olmaya, hayatımın bir önemi olması için hayallerimi gerçekleştirmeye, yaşamam için hayatımın bir öneminin olması gerekiyor. Ve bu yazıyı paylaşmam için bir önceki cümledeki dil bilgisi ve anlatım yanlışlarını gidermem gerekiyor. “makalenizdeki her dil bilgisi hat...

başlık

Daha iyi fikirlerim vardı başlamadan önce. Anlatacaklarım kafamda toparlanmış haldeydi. Ne değişti bilmiyorum. Bazı korkularımı nasıl yeneceğimi bilmiyorum gerçekten. Bazı öz güven eksiklerimi nasıl tamamlayacağımı bilmiyorum. Hala sevilmeye değecek yanlarım var mı diye düşünüyorum. Hala inanmıyorum birinin beni sevebileceğine. “Ben aşık olunmak için fazla sorunluyum”. Fazla başkayım. Biriyle tanıştım. Düşününce gülümsediğim biri. Ama sanırım kendime endişesiz gülümseme fırsatını tanımayacağım. Böyle şeyler hissettiğimde tamamen başka bir insana dönüşüyormuşum gibi geliyor. Aştığımı sandığım bütün şeyler geri geliyor. Bazen katatonikleşiyorum bazen de fazla oluyorum. Hiç emin olamıyorum ortasından. Ortası ne ki? Neyi paylaşmalıyım mesela? Hangisi aşırı olur? Ne desem salak gibi görünmem? Ya da bunu söylesem benim uğraşılmaması gereken biri olduğumu düşünür mü? Her halükarda beni biraz tanıdıktan sonra nefret eder nasılsa. Ya da ben bu korkuya daha fazla katlanamayıp giderim. ...

başlık 3

Çok uzun zamandır boş bıraktım buraları biliyorum. Ama bazen nadasa bırakmak da gerekiyor. Bazen ne bileyim. Her zamanki gibi ne yazacağım hakkında hiçbir fikrim yok yine. Içimde yeteri sakinliğe ulaşınca yazabileceğimi düşünüyorum ve iyi veya kötü bir şeyler çıkıyor her seferinde. E birikmiş oluyor nihayetinde. Bu yaz izole olmanın yıkıcı yanlarıyla beraber iyileştirici yanlarıyla da tanıştım. “çok kötü, asla iyi olamayacağım, asla normal bir insan olamayacağım, aşırı eziğim” düşünceleriyle geçen bir yazın sonlarına doğru bir gün gözlerimi açtım ve “oha ben gerçekten bir şeyler öğrenmişim” dedim. Herhangi bir derste bir şey öğrenmek gibi aslında. Uzun süre uğraşırsınız beceremiyormuşsunuz gibi gelir ve bir süre sonra “aa ben bunu öğrenmişim, yapabiliyorum lan” farkındalığı gelir ya öyle. Ama ben bunun bilgi öğreniminden asıl farkı ve en zor yanının bunun ders olmadığı kısmını vurgulamak istiyorum. Yapılacak doğru ve sağlıklı şeyin bilincinde olmak, onu uygulayabilmek ama yine de h...