Merhaba, ne zamandır yazmıyorum bilemedim. Uzun zaman oldu
sanıyorum ki.
Nedendir bilmiyorum, uyku kalitem çok düşük, geceleri
uyumakta sabahları da uyanmakta zorlanıyorum. Uyandığımda kendimi önceki günden
daha yorgun hissediyorum hatta. Gerçekten sebebini bilmiyorum. Sigarayı
azalttım, geceleri uyku çayı içiyorum, yastıklarımı, yorganlarımı, her şeyi mütemadiyen
temiz tutmaya çalışıyorum. Bir şey değişmedi. Belki de kilo aldığım için. Belim
sürekli ağrıyor. Kahveyi de azalttım bu arada. Düzgün beslenmeye çalışıyorum.
Büyüme, yetişkin olabilme konusu son iki veya üç terapi
seansımızın konusu oldu. Maddi problemlerden başladı bu konu. Ardından yaşıma
geldi. Yazıyla da rakamla da yirmi yedi. Ben bu yaşımı göreceğimden hiç emin
değildim. Bu yaşlarıma kadar mutlaka öleceğimi düşünürdüm. Ya uyuşturucudan ya
da intihardan. Bu kadar yeterdi bana. Şimdi geri dönüp baktığımda doğru düzgün
bir şey yaşamadığımı, hayatı kaçırdığımı bir şekilde ve gözlerimin kenarındaki
kırışıklarla hayatımın ikinci yarısına yaklaştığımı görüyorum. Mutlu muyum
bilmiyorum. Mutsuz muyum bilmiyorum. Ikisi de değilim aslında. Bekliyorum. Bir sabah
gözümü açtığımda günlerin bir savaş değil de içinde rahatça yüzebildiğim bir gün
olmasını bekliyorum. Mutluluk ve mutsuzluk amacım değil bu aralar. Bu ara evden
işe gitmek için çıktığımda o yokuşun beni korkutmaması, o yokuşu kolay
çıkabilmek amacım oldu. Çünkü her ikisi de gelip geçici şeyler. Her sabah
uyandığımda farklı bir şekilde uyanıyorum ve bir önceki gün hissettiğim şey
geçmiş oluyor. Aslında bir saat önceki hissim bile geçiyor ve sürekli yenisi
geliyor. Bunları umursamak yoruyor en fazla zaten. Şu an umursamayı bırakmaya
çalışıyorum. Çoğunlukla çoğu şeyi çok fazla umursadım çünkü.
Yetersiz hissediyorum. Yaptığım her şeyde yetersiz
hissediyorum. Işe başladıktan sonra biraz daha arttı. Yeni bir alan. Kendimi denediğim,
başa çıkmam gereken yepyeni bir alan. Zaman zaman onayını bekliyorum öğrencilerimin.
Hele bir de yetişkin olunca öğrencilerim… Baş edebilirim. Beni merak etmeyin. Beni
merak edin ama…
Hayaller, yeni amaçlar edindim kendime. Tutarlılık kısmı beni
oldukça meraklandırıyor ama bu sefer giriştim işte. Adımlar attım küçük de
olsa. Korkarak olmuyor çünkü. Her korkuma yenildiğimde olduğum yerden de geriye
düşüyorum. Geri düşmek istemiyorum.
Neler söyleyecektim, neler yazdım. Size kırışıklıklarımdan, hayatımda
ilk defa aynada suratımdaki kırışıkları incelediğimden. Yaşımın 27 olmak üzere
olduğundan ve benim yetişkinlikten ölümüne korktuğumdan bahsedecektim. Terapistim
bu yaşadığından çok daha kolay dedi. Emin olamıyorum yine de. En çok karar
kısmı beni rahatlatacakmış. Şu an hiçbir şey benim kararım değilmiş gibi
hissediyorum. Işin ironik yanı ise, yetişkin olmak da kararla başlıyor. Çağımızın
en büyük sorunu zaten Peter Pan Sendromu değil miydi? Büyümeyi reddeden
yetişkinler. Canım Aysucuğum.
Ben kararımı verdim. Daha kolay olacaksa büyümek istiyorum. Bu
yolda elimden geldiğince de kendi kararlarımla ilerlemek istiyorum. Her zaman
başarılı olmak zorunda olmadığıma karar vermem gerekecek önce. Bunu kabul etmem
gerekecek. Büyümeye karar verdim. Artık “zorundasın” kısmını hayatımızın en
büyük bölümü yapmayalım, olur mu Aysu?
Okulu bitirmek
zorundayım. Okulu bitirmek
istiyorum.
Bir an önce
iş hayatına atılmak zorundasın. Hadi
artık maddi özgürlüğümüzü kazanalım.
Buna katlanmak
zorundasın. Hayır değilim.
Ciddiye almak
zorundasın. Kimi
ciddiye alacağıma ben karar veririm.
Iyi olmak
zorundasın. Her
zaman iyi olmak zorunda değilim.
Güçlü olmak
zorundasın. Kalkanlarımı
indirebilirim.
Hatasız olmak
zorundasın. Hatasız
olmak zorunda değilim. Hatalarım yüzünden kendimden nefret etmek zorunda
değilim.
Hatalarım yüzünden
kendimden nefret etmek zorunda değilim.
Hata yaptığımda
da kendimi sevebilir ve bunu büyütmeden yaşayabilirim.
Bu böyle
daha çok gider. Karar vermek hangi eşyayı alacağından, hangi rengi
istediğinden, taşınmayı isteyip istemediğinden çok daha fazlası. Büyümeye karar
vermek gibi mesela. Annemin bana hala çocuk gibi davranmasından çok daha
fazlası. Bunu kabul etmek ve kendini feda etmeden onunla orta yeri bulmaya
karar vermek mesela. Ona hissettirmeden veya onu kırmadan veya onu dışlamadan. Böyle
düşününce yetişkinlik gerçekten daha rahatlatıcı görünüyor. Daha güven verici.
Öyle işte. Sizinle
terapistimin benimle paylaştığı bir yazıyı paylaşmak istiyorum; İskender Paydaş; yuva ve yol üzerine
Sevgiyle kalın lütfen,
Yorumlar
Yorum Gönder