Çok uzun zamandır boş bıraktım
buraları biliyorum. Ama bazen nadasa bırakmak da gerekiyor. Bazen ne bileyim.
Her zamanki gibi ne yazacağım hakkında hiçbir fikrim yok yine. Içimde yeteri
sakinliğe ulaşınca yazabileceğimi düşünüyorum ve iyi veya kötü bir şeyler
çıkıyor her seferinde. E birikmiş oluyor nihayetinde.
Bu yaz izole olmanın yıkıcı
yanlarıyla beraber iyileştirici yanlarıyla da tanıştım. “çok kötü, asla iyi
olamayacağım, asla normal bir insan olamayacağım, aşırı eziğim” düşünceleriyle
geçen bir yazın sonlarına doğru bir gün gözlerimi açtım ve “oha ben gerçekten
bir şeyler öğrenmişim” dedim. Herhangi bir derste bir şey öğrenmek gibi
aslında. Uzun süre uğraşırsınız beceremiyormuşsunuz gibi gelir ve bir süre
sonra “aa ben bunu öğrenmişim, yapabiliyorum lan” farkındalığı gelir ya öyle. Ama
ben bunun bilgi öğreniminden asıl farkı ve en zor yanının bunun ders olmadığı
kısmını vurgulamak istiyorum. Yapılacak doğru ve sağlıklı şeyin bilincinde
olmak, onu uygulayabilmek ama yine de hislerinizi kontrol edememek asıl zor yanı.
Bir insanın gergin bir
davranışının illa ki sizinle alakası olmak zorunda olmamasını düşünebilmek ona
göre davranabilmek fakat duygusal olarak bunun altında ezilmemek ilk
denemelerde kolayca olmuyor tabii. Benim bazı şeyleri kendime kanıtlamam
gerekiyor işin sonunda. En sonunda o alınganlığı veya kendinizi sürekli
suçlayıcı tavrı da bir köşeye bırakmaya başlayabiliyor insan ama. Yine sürekli
bir başarı, sürerli bir gelişme olmayabiliyor. Ne olursa olsun, nasıl olursa
olsun bütün gel-gitlerin, düşüp kalkmaların sonucundaki o rahatlamayı nasıl
tasvir edebilirim inanın ki bilmiyorum. Ne söylersem söyleyeyim hep yetersiz
kalacak. Çünkü yıllardır hem kendinizde hem de çevrenizde olan bütün olumsuzlukların
sebebini, kaynağını kendiniz olarak düşünüyorsunuz. En ufak bir şeyde iç
sesiniz sizi alıp yerden yere fırlatıyor. Ve artık diğer insanların da yanlış
yapabileceğini, onların da kapasitelerinin olduğunu ve her yapılan şeyin sizin
hatanız olmadığını görebiliyorsunuz. Daha hafif hissediyorum. Özellikle geçmişe
dönüp baktığımda o ağırlığı hatırladığımda ne kadar hafif hissettiğimi daha iyi
anlayabiliyorum. Aklıma geldi şimdi bir benzetme. Bir gün içerisinde 20 kilo
vermiş olsanız aradaki ağırlığı ve hafiflik halini çok net bir şekilde görebilirdiniz
değil mi? işte bir gün içerisinde olmasa bile o fark gibi. O değişim gibi.
Daha önce de söyledim, tekrar
söyleyeceğim. Ben bir çocuğum. Bunu çocukluğu romantize etmek için
söylemiyorum. Bu benim beynimde olan şeylerin nedeni. Duygusal ve sosyal beceri
anlamında çocuğum çünkü insanların kişilik yapısı olarak algıladıkları sağlıklı
tepkileri, becerileri veya düşünceleri ben yeni öğreniyorum. Merakım da en çok
bu yüzden sanırım. Hep beynimde “bu nasıl oluyor acaba”, “bunu neden yapıyorlar”
veya “bu doğru mu” gibi sorular dolanıyor. “Acaba diğer insanlar da böyle
hissediyor mudur?” veya “onlar hiç böyle olmuyor mu”, “nasıl hiç böyle
hissetmiyorlar ki” gibi sorular beynimi kemiriyor gerçekten. Anlamaya
çalışıyorum. Anlamaya çalıştığım en temel şeylerden biri bu sorular. Olsun. Insanları
gözlemlemeyi seviyorum yine de.
Beni en çok rahatlatan şeylerden
biri insanların ya tamamen kötü ya da tamamen iyi düşüncesinden kurtulmuş
olmam. Aslında iyi-kötü olarak düşünmekten çok başka bir şeydi. Çünkü insanların
tamamen kötü doğduklarını düşünmüyordum daha çok tercih ettiklerini sanıyordum.
Bir insan olumsuz bir eylemde bulunmuşsa onun kötü olmayı tercih ettiğini
sanıyordum. Bu yüzden kötü oluveriyorlardı. Bu keskin çizginin beynimden kalkmış
olması gerçekten en özgürleştiren noktalardan biri. Önyargılarımı kırdı. Uff bu
insan bunu yaptıysa demek ki böyle biri yargımlarım gibi. Hiç alakası
olmadığını öğrendim.
Ve belki de kimi insanların
gerçekten kapasitelerinin olmadığını ve bunun benim suçum olmadığını durumlara
ve olaylara uygulayabilmek en büyük başarılarımdan biriydi. Bu hiçbir zaman ben
oldum, ben tamamım demek değil. Çünkü hala bağ kurmakta zorlanıyorum. Çünkü hala
kalkanlarımı indirmek özellikle romantik ilişkilerimde fazla zorlayıcı ve
korkutucu benim. Hala en ufak bir düşüşümde “hala mı beceremiyorsun” gibi
düşünceler beliriyor. Ve daha birçok yıpratıcı yapılar. Ama başarılarımı ve öğrendiklerimi düşününce bunların da üstesinden
gelebileceğime olan inancım artıyor. Daha inatçı bir şekilde ayakta durmaya
çalışmaya itiyor. Her şey zamanla ve yavaş yavaş. Hiçbir zafer bir günde elde
edilmedi.
Biliyorum.
Yorumlar
Yorum Gönder