Ana içeriğe atla

başlık 3


Çok uzun zamandır boş bıraktım buraları biliyorum. Ama bazen nadasa bırakmak da gerekiyor. Bazen ne bileyim. Her zamanki gibi ne yazacağım hakkında hiçbir fikrim yok yine. Içimde yeteri sakinliğe ulaşınca yazabileceğimi düşünüyorum ve iyi veya kötü bir şeyler çıkıyor her seferinde. E birikmiş oluyor nihayetinde.
Bu yaz izole olmanın yıkıcı yanlarıyla beraber iyileştirici yanlarıyla da tanıştım. “çok kötü, asla iyi olamayacağım, asla normal bir insan olamayacağım, aşırı eziğim” düşünceleriyle geçen bir yazın sonlarına doğru bir gün gözlerimi açtım ve “oha ben gerçekten bir şeyler öğrenmişim” dedim. Herhangi bir derste bir şey öğrenmek gibi aslında. Uzun süre uğraşırsınız beceremiyormuşsunuz gibi gelir ve bir süre sonra “aa ben bunu öğrenmişim, yapabiliyorum lan” farkındalığı gelir ya öyle. Ama ben bunun bilgi öğreniminden asıl farkı ve en zor yanının bunun ders olmadığı kısmını vurgulamak istiyorum. Yapılacak doğru ve sağlıklı şeyin bilincinde olmak, onu uygulayabilmek ama yine de hislerinizi kontrol edememek asıl zor yanı.
Bir insanın gergin bir davranışının illa ki sizinle alakası olmak zorunda olmamasını düşünebilmek ona göre davranabilmek fakat duygusal olarak bunun altında ezilmemek ilk denemelerde kolayca olmuyor tabii. Benim bazı şeyleri kendime kanıtlamam gerekiyor işin sonunda. En sonunda o alınganlığı veya kendinizi sürekli suçlayıcı tavrı da bir köşeye bırakmaya başlayabiliyor insan ama. Yine sürekli bir başarı, sürerli bir gelişme olmayabiliyor. Ne olursa olsun, nasıl olursa olsun bütün gel-gitlerin, düşüp kalkmaların sonucundaki o rahatlamayı nasıl tasvir edebilirim inanın ki bilmiyorum. Ne söylersem söyleyeyim hep yetersiz kalacak. Çünkü yıllardır hem kendinizde hem de çevrenizde olan bütün olumsuzlukların sebebini, kaynağını kendiniz olarak düşünüyorsunuz. En ufak bir şeyde iç sesiniz sizi alıp yerden yere fırlatıyor. Ve artık diğer insanların da yanlış yapabileceğini, onların da kapasitelerinin olduğunu ve her yapılan şeyin sizin hatanız olmadığını görebiliyorsunuz. Daha hafif hissediyorum. Özellikle geçmişe dönüp baktığımda o ağırlığı hatırladığımda ne kadar hafif hissettiğimi daha iyi anlayabiliyorum. Aklıma geldi şimdi bir benzetme. Bir gün içerisinde 20 kilo vermiş olsanız aradaki ağırlığı ve hafiflik halini çok net bir şekilde görebilirdiniz değil mi? işte bir gün içerisinde olmasa bile o fark gibi. O değişim gibi.
Daha önce de söyledim, tekrar söyleyeceğim. Ben bir çocuğum. Bunu çocukluğu romantize etmek için söylemiyorum. Bu benim beynimde olan şeylerin nedeni. Duygusal ve sosyal beceri anlamında çocuğum çünkü insanların kişilik yapısı olarak algıladıkları sağlıklı tepkileri, becerileri veya düşünceleri ben yeni öğreniyorum. Merakım da en çok bu yüzden sanırım. Hep beynimde “bu nasıl oluyor acaba”, “bunu neden yapıyorlar” veya “bu doğru mu” gibi sorular dolanıyor. “Acaba diğer insanlar da böyle hissediyor mudur?” veya “onlar hiç böyle olmuyor mu”, “nasıl hiç böyle hissetmiyorlar ki” gibi sorular beynimi kemiriyor gerçekten. Anlamaya çalışıyorum. Anlamaya çalıştığım en temel şeylerden biri bu sorular. Olsun. Insanları gözlemlemeyi seviyorum yine de.
Beni en çok rahatlatan şeylerden biri insanların ya tamamen kötü ya da tamamen iyi düşüncesinden kurtulmuş olmam. Aslında iyi-kötü olarak düşünmekten çok başka bir şeydi. Çünkü insanların tamamen kötü doğduklarını düşünmüyordum daha çok tercih ettiklerini sanıyordum. Bir insan olumsuz bir eylemde bulunmuşsa onun kötü olmayı tercih ettiğini sanıyordum. Bu yüzden kötü oluveriyorlardı. Bu keskin çizginin beynimden kalkmış olması gerçekten en özgürleştiren noktalardan biri. Önyargılarımı kırdı. Uff bu insan bunu yaptıysa demek ki böyle biri yargımlarım gibi. Hiç alakası olmadığını öğrendim.
Ve belki de kimi insanların gerçekten kapasitelerinin olmadığını ve bunun benim suçum olmadığını durumlara ve olaylara uygulayabilmek en büyük başarılarımdan biriydi. Bu hiçbir zaman ben oldum, ben tamamım demek değil. Çünkü hala bağ kurmakta zorlanıyorum. Çünkü hala kalkanlarımı indirmek özellikle romantik ilişkilerimde fazla zorlayıcı ve korkutucu benim. Hala en ufak bir düşüşümde “hala mı beceremiyorsun” gibi düşünceler beliriyor. Ve daha birçok yıpratıcı yapılar. Ama başarılarımı  ve öğrendiklerimi düşününce bunların da üstesinden gelebileceğime olan inancım artıyor. Daha inatçı bir şekilde ayakta durmaya çalışmaya itiyor. Her şey zamanla ve yavaş yavaş. Hiçbir zafer bir günde elde edilmedi.
Biliyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

desensitization

            I am a bit confused in fact. They said   my translation skills of my emotions to words were advanced, however, when I write, my words do not feel quite enough. Confused. I want my headphones. Today, I am going to plant strawberries on my balcony. I am excited. It helps me to heal, to see them grow, to talk to them. My hands create new lives, and they are green. Whatever, I want to talk about something else today. My body perception. And you will think that it will be about my weight. Maybe some part, I am not sure yet. The flow will decide.             During my last therapy session, Ms. Özge said that it was my sleekest appearance after a long time. I answered, “Most of the time, looking pretty makes me feel too much”. Of course, we discussed it. And I am not going to write about it with "I said" - "she said". But here we go.     ...

15/16

I planned to do other things for this time of the day before I went to bed. Still, I am here. I cannot prevent the urge to write and obviously I cannot resist it. Some call it inspiration, I say toleration, the clarity of mind. If I cannot tolerate my feelings I cannot sit in front of this computer. I need my feelings to calm down, at least to be tolerateable. That is the reason I cease to write from time to time. I feel it without even attempting to write. When I think about the act of writing my stomach puckers up inside. I feel the nausea. The feelings punch me in the stomach. Always. Or maybe it was the residue of the countless attempts of suicides with medicines. Or it was, what was the left of Dünya. Anyway. So long I haven’t talked about the past of me. The origin of me. How I turned out to be like this. I went to İstanbul a couple of weeks ago, home- as mom would say. Something hit me hard during that visit about my sister. For the last couple of months, I was ...

4 nisan 20

Merhaba. Bugün onay meselesi kafamı kurcaladı yine. Regl olacağım bu arada, çok depresif gelirsem salın beni. Annemle heyecanla başladığım her telefon konuşması hayal kırıklığıyla son buluyor. Annemle dertleşmem gibi bir şey asla söz konusu değil. Annem benimle dertleşebiliyor ama ben annemle dertleşemiyorum. Ve her telefon konuşması benim kalbimin kırılmasıyla bitiyor. Hala beklentim var annemden demek ki. Hala annemden beklentilerimi bırakmamışım. Insan nasıl bırakabilir ki zaten. Her şeyi bırakabilir belki ama annesinden gelebilecek desteği beklemekten vazgeçemez gibi. Ama vazgeçmek zorundayım. Bir gün beni nasıl yalnız bıraktığını görebilsin isterdim ama annem öyle biri değil. Yani sadece öyle bir kapasitesi ve bilgisi yok. Ve geri kalan bütün bilgilere kendisini kapamış bir kadın. Suçlayamazsınız. Şu an güvenli bildiği bir alanda ve güvenli alanını bu saatten sonra bırakacak da değil. Herkese ve her şeye üzülmekten sinirlenmekten çok yoruluyorum bazen. Kendim de dahi...