Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
       Sudoku'yu bıraktım geldim. Belli ki birikmiş bir şeyler. Ne birikti bilmiyorum. Nehirin ortasındaki o kocaman taşım. Hayat üzerimden ve etrafımdan akıp gidiyor. Sert keskin köşelerimi de yumuşatıyor ama hayatta kalmaya devam edecek kadar kocaman mıyım emin olamıyorum. Gün içerisinde gözlerimi açık tutabilmek bile inanılmaz bir güç istiyor.      Oysa ben bu kadar güç harcamak zorunda kalmadan daha dolu yaşayabileceğim bir hayat inşası ile yanıp tutuşuyorum. Hiç gerçekleşecek mi bilmiyorum. Bildiğim şeylerin arasına saklarım belki. Bilmediğim şeylerden uzakta kalsınlar. Yeterli gelecek kollardan aşağı sarkarlar belki. Belki içlerinden biri ışığı yutar ve kanatlarını ödünç alır İkarus'dan. Yeni yerler keşfedecek enerjiye sahip olmak. Ah, o korunaklı beynimin içinde karıncalar hiç korkuyu göstermeselerdi. Projeksiyon cihazı ile geldiler. Yanlarında büyüteçler ve mikroskoplar da vardı. Gözlerimi kapatmam yasaktı. İzledim. Öğrendim. Ve hiç unutamadım....
 Yorulmuştum. Ellerimde bıraktığım her yaprağın damarlarını yeniden yapmış gibi. Her yoldan geçerken izleri geri takip etmişim gibi. Yorulmuştum. Yorgunum. Ne yaptım da yoruldum? Sanki bütün dünya omuzlarımda gibi. Geçti. Geçti mi? Beynimin içinden çıkabilmek için yalvardığım günlerin sayısı daha ne kadar çoğalacak? Ama sayılarını bilmiyorum. Sayacak farkındalığım bile olmadı. Nerede olduğumu bile algılayamadığım zamanlar. Her şey değersizleşmiş gibi.  Belki de o benimdir. Denemek bile anlamsız. Yazmak bile. Ama yazıyorum işte. Yani. Korkularım hem azaldı hem çoğaldı. Endişelerim de öyle. Kaygılarım. Anlamsızlıklarda bile bazen anlam oluyor ama o çıkan anlamların da değeri kalmamış. Çelişkilerim bile çelişki değil sanki artık. İşte öyle her şey. İşte öyle gibi. Heyecan, amaç, umut, tutku, değer... Bir yerlerde bir şeyler oldu ve ben yine farkına varamadım. Bir yerlerde bir şeyler oldu ve döngü kırıldı. Başka bir döngüye takıldı. Bir yerlerde bir şey oldu yine ve benim kalan bü...
      Yarın doğum günüm. Uzun senelerdir ilk defa "iyi ki doğdun aysucum" diyemiyorum kendime. Sen de  dinlenmeyi hak ediyorsun, sen de zorluklardan uzaklaşmayı hak ediyorsun. Sen de çırpınmayı bırakmayı hak ediyorsun aslında. Ama inanılmaz yorgun, yalnız, ve acınası bir yerde olduğun gerçeğini değiştirmiyor hiçbir şey. Yaştan ötürü mü acaba bu sefer toparlanmakta daha da zorlanıyor oluşum. Gerçi objektif bakarsak aslında daha zor toparlanmıyorum. Sadece mucizevi hızda değil.      Keşke son 8 ayı silebilsem hayatımdan. Keşke hiç yaşanmamış olsa. Ya da son 31 seneyi de silebiliriz aslında. Bazen kendime bakınca gösterdiğim güce hayran oluyorum. Bu kadar güç göstermek zorunda kalmış olmam da üzüyor. Yarın doğum günüm. İyi ki doğdum bile demek gelmiyor içimden kendime bu sene. Hayatta bir yılı daha devirdim evet. 31 sene önce yarın doğmuş oluyorum ve 11315 gün önce. Hemen hemen. 11 bin gün içerisinden bir gün bile kendimi bir yere, birine, bir şeye ait hi...

Success

I do not know how to become successful in a corporate-related world.  I  know somehow how to survive but that is not enough. I always wanted to make a difference. I always wanted to do something big, however, the older I get the less courage I have in order to do the big things. When it comes to career success, I feel like a baby surrounded by a very confusing web of systems, structures, and relationships that everyone except me knows how to manage. Do I lack intelligence, skills and/or knowledge? No, I do not. I am smart, maybe not high IQ but smart, I am talented, I learn so fast, I am very hardworking, I try new things, I am persistent, and I constantly improve myself and my skills. So, what exactly is the problem? Do I lack EQ? No. I do lack some things though. I lack some critical things.  For most of my career journey, I have always wondered how those unskilled people could manage to be in those high positions. They seemed to lack interpersonal skills, critical ...
      Müzik, atmosfer, ve geri kalan her şeyin uyumsuzluğu içinde uyumu aramaya çıkmak... Nerededir sahi bu uyum? Nereden gelir? Akış nasıl sağlanır. Kendini akışa nasıl bırakır insan? O büyülü anları hayatta ne şartlar altında yaşar? Bilmiyorum. Aslında biliyorum. Kendimi ikna edemiyorum sadece. Dışsal etkenlerin içinde kaybolup gitmek daha kolay geliyor sanırım. Oysa, bahsettiğim her şeyin içsel olduğu gerçeğini ve daha fazla içsel yolculuklara çıkmam gerektiğini kendime itiraf etmekte bir sakınca yok.      Uyduruk kurallarla, uyduruk koşullarla kısıtladığım dünyamı geliştirme çabasına girişimi daha iyi gidebilirdi. Çabalarım da uyduruk koşullarla dolu. Beynim bir harici bellek ve yüklenmiş o kadar çok uydurulmuş şifreleri olan bir sürü klasör ile dolu. Dosyalara erişebilmem için şifreleri çözmem gerekiyor, fakat her denediğimde kulakları sağır eden uyarılarla ve bir dünya bilinmezle karşılaşıyorum. birsigarasarıpgeliyorum        ...

army dreamer-moddi

Ben mi? Nereden başlayacağını bilmeyen ve başlıkları asla beceremeyen bir kadın oldum hep. Hep bir yerlerde bir şeyler aradım ve ne aradığım şeyin ne olduğunu ne de nerede olduğumu bilemedim. Parçaların arasında, ayaklarım kesilmesin diye gezinmek yerine öylece ayakta dikildim. Sonra ayakta durmaktan sıkılıp kırıkların üstüne basıp yürüdüm. Kendimle kavgam hep böyle oldu. Nereden geldi diye sormayın, sanki ben çok biliyormuşum gibi cevap verebilirim size. Bilmiyorum. Sanırım gerçekten emin olduğum tek şey hiçbir şey bilmeyişim olabilir. Bilsem ne olur ki? Bilmem.  Ellerimi gördünüz mü hiç? Ellerimle konuşmak zorlaştı bu günlerde, bulamıyorum onları. Bulamıyorum. Konuşmam gerek. Anlatmam. Ellerimi gördünüz mü?  Gözlerimi kapatsam içinde yeni bir dünya hayal edebilir miyim? Hayallerim gerçekleşir mi içeride yine? Sadece içeride kalsa ama mesela? Belki belki konuşabiliriz diyorum ama her seferinde sesim kesiliyor sanki konuşmak istediklerimi dinleyecek bir ben bile olmuyorum nere...