Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2023 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
       Ne yazacağımı bilmiyorum ama yazmak istiyorum. Hayır, kayıp hissetmiyorum ama bulunmuş da hissetmiyorum.      Düşüncelerimin içindeki karıncalanmaları izliyorum. Hiç bu kadar kendimi sakin, dışarıdan gözlemler şekilde olmamıştım. Duygularıma kapılmadan, fırtınalar koparmadan... Bazen bir mucize olmasını istiyorum. Belki bir gün olur. Olmasa da olur herhalde. Sadece bazen kendime bunları neden yaptığımı anlayamıyorum.      Aslında anlama konusunda sıkıntı çekmiyorum. Asıl sıkıntı yaşadığım yer anlamama rağmen aksiyonlarımı ayarlayamıyor oluşum. Alışkanlık olsa gerek. Yıkmak zor bilirsiniz. Beynime rağmen yaşıyor olmak bazen çok zor. Bazen beynimle var olmak çok da keyifli. Kafamın çalışma şeklini seviyorum aslında. Sadece bu çalışma şekli normalden daha fazla enerji gerektiyor ve işin sonunda tekrar tekrar bitkinlikle uğraşıyorum.      İnsan ne garip aslında, hem de ne mükemmel garip. Üstüme bir sürü elbise geçirdim....
 * Selam, Yorgunluklarımın arasından geliyorum. Ellerimde yine bazı konular, önüme koyuyorum. Hayır, bu sefer kendimden nefret etmiyorum. Aslında uzun süredir kendimden nefret etmiyorum. Bazen duyguları birbirine karıştırıyorum sadece. Öyle bir alışkanlığım var ki sanki hala her duyguyu en yoğun şekilde yaşamam gerekiyormuş gibi. Neyse ki kendime çabuk geliyorum artık. Çiçekleri de yerlere seriyorum. Ellerimden bıraktığım konuların arasına ekliyorum onları. İsyan edilmesi gereken ne kadar şey varsa aralarına ekliyorum. Çiçeksiz olmaz. Burun da önemli aslında, içime huzur dolduran kokulardan midemi bulandıran kokulara onunla varıyorum. Bir parfüm var, ne adını ne sanını biliyorum, dışarıda her denk geldiğimde midem sanki temizlik beziymiş gibi büzülmeye başlar. Boğazımda öğürme refleksini kontrol edemem. Kötü bir anısı var demek yeterli olur mu bilmem. belki her şey yeterdi belki detaylar çok önemliydi belki de değildi önem sıralaması yaparken neye dikkat edilmeliydi ki hangisi daha...
       Kendimden nefret etmekten çok yoruldum. Sürekli kendimen nefret etmeme yol açacak hatalar yapmaktan da. Hatalarımın kendimden nefret etmeme sebep olmasından da çok yoruldum. Sürekli bir şeyleri ertelemekten, kendimden şüphe etmekten, asla kendime güvenememekten çok yoruldum. Devamlı yalnız hissetmekten de yoruldum. Aslına bakarsanız en çok da ondan yoruldum.      Artık diyorum neden bırakmıyor zihnimin karanlık köşelerindeki sarmaşıklar beni. Ellerim, ellerim ve yine ellerime yaşlarımı bırakırken neden kesip atamıyorum beni zehirleyen yerleri. Siz hiç kendiniz için "Potansiyelini gerçekleştirmiyorsun", "Güzel bir potansiyelin var, değerlendir", "Sen daha iyisini yapabilirdin" cümlelerini duydunuz mu? Bunlar size o kadar çok söylendi de en sonunda bu kendi iç sesiniz oldu mu? Ve ne yaparsanız yapın, ne kadar çabalarsanız çabalayın bu ses hep var olmaya devam etti mi? Hiçbir şey yetmedi ve neyi başarırsanız başarın kendinizi hep yetersiz hissettin...
    İnsanlar kendilerini anlayabiliyor ya hani, yok yapmam öyle şeyler, ya da böyle olursa ben de böyle olurum gibi şeyler söyleyebiliyorlar ya. Ben bunları söyleyemiyorum. Ben kendimi tahmin edemiyorum. Anlayamıyorum da. Bazen anlamak da istemiyorum. Bazen ben bu hale nasıl geldim diye sorguluyorum. Cevabını biliyorum. Yetmiyor. Hayatımın çoğu alanında zihinsel olarak sağlıklı bir yolda ilerleyebiliyorum ama bir alan var ki, o alanda beş yaşındaki çocuğa dönüyorum. Beynimdeki nöronlar ve nörotransmiterler çamaşır makinesinin içine atılmış gibi hareket etmeye başlıyor. Belki de gerçeğim budur bilmiyorum.     Belki kafam hep çamaşır makinesinin içerisindedir. Belki başıma gelecek hiçbir güzel şeyi gerçekten hak etmiyorumdur. Belki gerçekten iğrenç biriyimdir. Bu yüzden sürekli midemle problemler yaşıyorumdur. Belki göbeğim ondan bu kadar büyüktür. Bunları bilebilir miyiz? Sanmam. Terapistime sorsam o da bilmem der. Demez vazgeçtim. Ağzından çıkanı kulakların duyuyor m...