Ana içeriğe atla

Common people

     Neredeyim ben? Nereye gidiyorum? Neredeydim daha önce. Hep mi aynıydı. Hiç mi kıramayacağım döngülerimi?

    Başaramıyorum. Başarmak istediğimden de emin değilim pek. Youtube'da Creep'in çıkması da aşırı manidar oldu şu anda. Bana söylenen hem en güzel hem de en kötü şeylerden. Bana her şeyi en net hatırlatan pek az şeylerden. Belki de tek şey olabilir. 30-42 unutma. 

    Bir insan nasıl bu hale gelebilir bazen merak ediyorum. Bu kadar şeyle nasıl baş edebilir ve bu kadar travmatik olayları üst üste senelerce nasıl yaşayabilir? Sanırım bu sebepten utanıyorum kendimden. Problem bende olmalı. Creep olan ben olmalıyım, special değil. Hem deli gibi sevilmek istiyorum, hem de kimse beni sevmesin, herkes benden uzak dursun istiyorum. Hayır, siz benim deliliklerimle uğraşmak için fazla normalsiniz, bunu hak etmiyorsunuz demek istiyorum. Öte yandan da biraz sevilsem geçer diyorum. Ama bunu kabullenemeyecek kadar problemliyim sanırım. Denedim, deniyorum. Gerçekten. -Bir Karma Police iyi gelir- Ne yapacağım? Ne yapacağım? ne yapacağım? ne yapaCAĞIM? ne yapcağım? ne yapacağım? ne yapacağım? ne yapacağım.? ne yapacağım? ne yapacağım? 

    Bence benim bunları kimseye yaşatmaya hakkım yok. Kimse benimle beraber kıvranmamalı. Ve belli ki benim de daha çok kıvranacak konum var. Kendimi yine vazgeçiyormuşum gibi hissediyorum. Yine hem kendimi hem de başkalarını yüz üstü bırakıyormuşum gibi. Yine safe space'ime geri dönüyormuşum gibi. Ama hayır, ben başkalarını rahatsız etmekte rahat hissedebilen biri değilim ve hiç olmayacağım sanırım. Kendimi yalnızca yalnızken sevebileceğim. Ve ellerimle derdim hep devam edecek. Sanırım artık bacaklarımla da. İçimdeki mutlu olmayı hak etmiyorum sesini hiç susturamayacağım belki de ve hep kaostan beslenmeye devam edeceğim. Kaos güvenli, tanıdık ve soğukluğu sıcak geliyor bana. 

    Belki de true crime dinleyerek uykuya dalsam daha yararlı olurdu ama hayır, beynime şu anda bu iyi gelmiyor. 

    Neden bütün şapkalarımı balkondan fırlatmıyorum ki? Onlar yollarını bulurlardı. Onlar yollarını bulmalı. Molloy'a bu kadar benzememeliydim. Kimse ona bu kadar benzememeli biliyor muydunuz? Kimse bu kadar bölük ve kayıp olmamalı. Hiç kimse bu kadar kendini aramak için çaba sarf etmemeli. Bir yerde bulabilmeli ve onu zenginleştirmeye başlamalı. Olmayan şeylerle bu kadar kavga etmemeli hiç bir canlı. Hiçbir canlı bu kadar acı çekmemeli durduk yere. 

    Ve sevgiyi hak etmediğini düşünmemeli. Ben belki de hiç sevilmeyeceğim ama bunun başkalarıyla hiçbir alakası yok. Bunun benim iyi veya kötü biri olmamla da alakası yok. Bunun benim geçmişimle çok alakası var ama. Ve ben bunu değiştiremiyorum. 

    Kendimi vazgeçmeye çok yakın hissediyorum. Ellerimden tutun lütfen. Hayır ellerimi bana bırakın. Belki de artık vakti gelmiştir. 








Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

desensitization

            I am a bit confused in fact. They said   my translation skills of my emotions to words were advanced, however, when I write, my words do not feel quite enough. Confused. I want my headphones. Today, I am going to plant strawberries on my balcony. I am excited. It helps me to heal, to see them grow, to talk to them. My hands create new lives, and they are green. Whatever, I want to talk about something else today. My body perception. And you will think that it will be about my weight. Maybe some part, I am not sure yet. The flow will decide.             During my last therapy session, Ms. Özge said that it was my sleekest appearance after a long time. I answered, “Most of the time, looking pretty makes me feel too much”. Of course, we discussed it. And I am not going to write about it with "I said" - "she said". But here we go.     ...

15/16

I planned to do other things for this time of the day before I went to bed. Still, I am here. I cannot prevent the urge to write and obviously I cannot resist it. Some call it inspiration, I say toleration, the clarity of mind. If I cannot tolerate my feelings I cannot sit in front of this computer. I need my feelings to calm down, at least to be tolerateable. That is the reason I cease to write from time to time. I feel it without even attempting to write. When I think about the act of writing my stomach puckers up inside. I feel the nausea. The feelings punch me in the stomach. Always. Or maybe it was the residue of the countless attempts of suicides with medicines. Or it was, what was the left of Dünya. Anyway. So long I haven’t talked about the past of me. The origin of me. How I turned out to be like this. I went to İstanbul a couple of weeks ago, home- as mom would say. Something hit me hard during that visit about my sister. For the last couple of months, I was ...

4 nisan 20

Merhaba. Bugün onay meselesi kafamı kurcaladı yine. Regl olacağım bu arada, çok depresif gelirsem salın beni. Annemle heyecanla başladığım her telefon konuşması hayal kırıklığıyla son buluyor. Annemle dertleşmem gibi bir şey asla söz konusu değil. Annem benimle dertleşebiliyor ama ben annemle dertleşemiyorum. Ve her telefon konuşması benim kalbimin kırılmasıyla bitiyor. Hala beklentim var annemden demek ki. Hala annemden beklentilerimi bırakmamışım. Insan nasıl bırakabilir ki zaten. Her şeyi bırakabilir belki ama annesinden gelebilecek desteği beklemekten vazgeçemez gibi. Ama vazgeçmek zorundayım. Bir gün beni nasıl yalnız bıraktığını görebilsin isterdim ama annem öyle biri değil. Yani sadece öyle bir kapasitesi ve bilgisi yok. Ve geri kalan bütün bilgilere kendisini kapamış bir kadın. Suçlayamazsınız. Şu an güvenli bildiği bir alanda ve güvenli alanını bu saatten sonra bırakacak da değil. Herkese ve her şeye üzülmekten sinirlenmekten çok yoruluyorum bazen. Kendim de dahi...