Bir şeyleri bırakıyorum. Bırakmak çok zor. Düşüncelerimi duyamıyorum sessiz
olun. Düşüncelerimi bulamıyorum. Bulduğum pek çok şey arasında onlar yok hayır.
Ellerimin arasında onlar yok. Ellerimle beraber yoruluyoruz. Çok yoruluyorum. Sessiz
olun kendimi duyamıyorum. Sizin için kolay olan şeyler benim için o kadar zor
ki. Sizin gözünüz kapalı yaptığınız şeyler benim kim bilir kaç günlük enerjimi
tüketiyor. Yine de her sabah uyanabiliyorum. İnsanın ölecekmiş gibi hissettiği
zamanlarda bile her sabah gözlerini açması ve ölmemesi bazen ne kadar büyüleyici
bazen de çok ağır bir lanet.
Lütfen ellerimle gömün beni. En büyük cezayı onlar çektiler toprak altında
kalmaya en çok onların hakkı var.
İçimde o kadar şey birikti ki, masalda kurdu yardıkları gibi midemi yarıp
hepsini içinden çıkarmak istiyorum. Kussam boğazımdan geçemeyecek kadar büyükler.
Size söylemekten, belli etmekten en çok korktuğum şeyi söyleyeyim mi? En büyük
zayıflığım olarak gördüğüm şeyi. Çok yalnızım. Zorlandığımda bana iyi
gelebilecek, beni idare edebilecek, bana zaman verecek kimsem yok. Destek olabilecek.
Zorlandığımı bu beyaz sayfalar dışında, bir de terapistim tabi, söyleyebilecek
bile kimsem yok. Hata yaptığımda anlatıp ağlayabileceğim. En çok ihtiyacım
olduğunda etrafımda kimse olmaması. En çok da bu yoruyor beni zaten. Her şeyin
altından tek başıma kalkmam. Her gün kendimle çekişmeler yaşamam, bunlara rağmen
yaşamam, bunlara rağmen doğru yaşamaya çalışmam.
Mükemmelden çok uzağım. Çoğunlukla salağım. Bazen iyiyim. Bazen akıllıyım. Hep
kendimleyim. Kendi söylediğim veya başkasının söylediği tek bir kelime yüzünden
mahvolmuş haldeyken onunla savaşıp hiçbir şey olmamış gibi devam etmeye
çalışmaktan, umursamamaya çalışmaktan, unutmaya çalışmaktan o kadar yoruldum
ki. Tek bir kelime yüzünden etrafımdaki herkesin benden nefret ettiğini
düşünmekten ama kendimi bunun doğru olmadığına inandırmaya çalışmaktan. Sürekli
kendimi bir şeylere inandırmaya, ikna etmeye çalışmaktan. Sinirden, öfkeden,
kızgınlıktan veya üzüntüden bas bas bağırmak isterken sürekli kendimi kontrol
etmeye çalışmaktan o kadar yoruldum ki.
Kendimle yaşamak çok yorucu. Bu bedenin içinde olmak, bu zihne sahip olmak
çok yorucu. Kahvaltı etmek için bile beynimde bir şeyleri yerine oturtmayı
beklemek. Sürekli yaşanan şeyleri analiz etmek, ona göre tepkilerini
düzenlemek.
Bazen ne kadar kolay geliyor yaşamak. Bazen ne kadar da yenilmez
hissediyorum kendimi. Diğer zamanlar. Bütün hayatım benim dışında ilerliyor
sanki. Hiçbir şeyimde kontrol veya söz hakkım yokmuş gibi hissediyorum. Önceden
olsa delirdiğimi sanır daha da çok korkardım. en azından artık bundan
korkmuyorum. Zaman, hayat, günler acımasız dediklerinde ne demek hiç anlamazdım.
Ama gerçekten acımasız, senin toparlanmanı, ya da anlamanı asla beklemiyor. Sürekli
kendine rağmen yapmaya çalıştıklarınla geçiyor. Ve nasıl geçtiğini anlamıyorsun
bile. Neler yaptığını, anları fark edemiyorsun. Kolaylaşacak diye bekliyorum. Kolay
olduğu zamanların süresi artıyor. Daha da artacağı zamanları bekliyorum.
Yorumlar
Yorum Gönder