Ana içeriğe atla

1 Mayıs

galiba bugün biraz konuşmak istiyorum. aslında bir süredir konuşmak istiyordum. sadece ne yazacağımı bilmiyordum. hala bilmiyorum. ama bir şekilde başladıktan sonra geliyor düşünceler. makale yazarken de hep böyle olurum. beynim serbest çağrışımlarla çalışıyor. onları makale haline getirmek daha da zor. böylesi biraz daha iyi.

bir word dosyayı açıp da yazmadım bu sefer, bu yüzden büyük harflerimi satırlar arasındaki boşluklarımı veya paragraf başı girintilerimi bir kenara bırakıyorum bugün.
en son terapi seansımızda kilomdan ziyade yeme alışkanlıklarımı veya kendimi nasıl hep kocaman gördüğümü konuştuk. o günden beri işte, böyle düşünüyorum.

eski fotoğraflarıma dönüp baktığımda kilomla ilgili herhangi bir ekstrem durum göremiyorum. gayet normal kiloda genç bir kız görüyorum. ama hatırlıyorum kendimi nasıl gördüğümü veya nasıl hissettiğimi. kocamanım. beni bu kiloyla asla kimse beğenmez. tek derdim beğenilmek, sevilmek, anlaşılmaktı. üçü bir arada hiç olmadı. sevilmek biraz daha karışıktı tabi. bana kalırsa beni kimse sevmiyordu. annem de bunu arkadaşlarım açısından hep vurguluyordu. bunu şu an fark ediyorum. ve bütün çelişkiler, kendisini gerçekleştiren bütün kehanetler meğer hep orada başlıyormuş.

bedenime dair ailem tarafından olumlu yorum aldığımı hatırlamamakla beraber bana karşı sürekli bir ezme hali hatırlıyorum. belki yanlış hatırlıyorum bilmiyorum. hatıralar değişirmiş zamanla. ama insanlar da onlara nasıl hissettirdiğinizi unutmazmış gerçi. sanki bıraksalar bütün dünyayı altını üstüne getirme potansiyelim varmış da sürekli baskı altında tutulmam gerekiyormuş gibi hissediyordum. neden bırakmıyorsunuz kendim olayım. evet çok fazla potansiyelim vardı biliyordum. ama beni hiç bırakmıyorlardı sanki. bırakın ben olayım lütfen. bu yüzden kendimle ilgili olumlu bir şey hissetmeme hiç izin verilmezdi sanki. tam bir şeye sevinecek olurdum, eve geldiğimde hepsi giderdi. bazen benimle beraber sevineceklerine inanacak kadar saf olurdum. asla kimse sevinmezdi benimle beraber.

keşke beni öldürselerdi. daha az acıtırdı. yaptığım her şey yanlıştı. her şeyde bir hatam vardı. her şeyde hep birine zarar veriyordum hep ailemi üzüyordum. nasıl yapıyordum bunu. benden nefret etmelerini nasıl sağlıyordum? içimde müthiş kötücül bir şey vardı onlara göre. bana göreyse bambaşka bir şey. bu kötücüllüğü hem bedenim hem zekam hem de duygularım üzerimden vurguluyorlardı sanki sürekli.

hiçbir şeyim iyi değildi. hiçbir şeyim yeterli değildi. ölmek istemeye başladıktan sonra böyle olmaya başladı. bir yerden sonra hiçbir şeyim yeterli olmamaya. çünkü ergenliğe girmiştim. çünkü kimliğim oluşmaya ve kendini göstermeye başlamıştı ve artık herkesi mutlu, memnun etmeye çalışan asla sesi çıkmayan küçük bir kız değildim. artık aysu olmaya çabalıyordum ve herkesin en çok korktuğu şey de buydu.

ve bütün bu yetersizlik en sonunda kimliğim olmuştu. aysu eşitti hiçbir şeyi başaramayan, asla yeterli olmayan, her şeyi yüzüne gözüne bulaştırandı. çok geçmiş olsun.

bu yüzden belki de yemeye başladım. size ne istediğimi yerim, yiyeceğim işte, sözlerinizi dinlemeyeceğim. sürekli birileri ne yapıp ne yapmamam gerektiğini söylüyor. senelerce kendimi sizin yüzünüzden yemekten mahrum ettim. size beğendirebilmek için kendimi. istediğim şeyleri söyleyemedim. istediğim her şey zararlıydı. şu an bunu kontrol edemezsiniz ve ben istediğimi yaparım. istediğimle sevişirim. istediğimi yerim, istediğimi sıçarım. ve siz bunu fark ettiğinizde iş işten geçmiş olacak hiçbir şey yapamayacaksınız.

peki gerçekten istediğim neydi?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

desensitization

            I am a bit confused in fact. They said   my translation skills of my emotions to words were advanced, however, when I write, my words do not feel quite enough. Confused. I want my headphones. Today, I am going to plant strawberries on my balcony. I am excited. It helps me to heal, to see them grow, to talk to them. My hands create new lives, and they are green. Whatever, I want to talk about something else today. My body perception. And you will think that it will be about my weight. Maybe some part, I am not sure yet. The flow will decide.             During my last therapy session, Ms. Özge said that it was my sleekest appearance after a long time. I answered, “Most of the time, looking pretty makes me feel too much”. Of course, we discussed it. And I am not going to write about it with "I said" - "she said". But here we go.     ...

15/16

I planned to do other things for this time of the day before I went to bed. Still, I am here. I cannot prevent the urge to write and obviously I cannot resist it. Some call it inspiration, I say toleration, the clarity of mind. If I cannot tolerate my feelings I cannot sit in front of this computer. I need my feelings to calm down, at least to be tolerateable. That is the reason I cease to write from time to time. I feel it without even attempting to write. When I think about the act of writing my stomach puckers up inside. I feel the nausea. The feelings punch me in the stomach. Always. Or maybe it was the residue of the countless attempts of suicides with medicines. Or it was, what was the left of Dünya. Anyway. So long I haven’t talked about the past of me. The origin of me. How I turned out to be like this. I went to İstanbul a couple of weeks ago, home- as mom would say. Something hit me hard during that visit about my sister. For the last couple of months, I was ...

4 nisan 20

Merhaba. Bugün onay meselesi kafamı kurcaladı yine. Regl olacağım bu arada, çok depresif gelirsem salın beni. Annemle heyecanla başladığım her telefon konuşması hayal kırıklığıyla son buluyor. Annemle dertleşmem gibi bir şey asla söz konusu değil. Annem benimle dertleşebiliyor ama ben annemle dertleşemiyorum. Ve her telefon konuşması benim kalbimin kırılmasıyla bitiyor. Hala beklentim var annemden demek ki. Hala annemden beklentilerimi bırakmamışım. Insan nasıl bırakabilir ki zaten. Her şeyi bırakabilir belki ama annesinden gelebilecek desteği beklemekten vazgeçemez gibi. Ama vazgeçmek zorundayım. Bir gün beni nasıl yalnız bıraktığını görebilsin isterdim ama annem öyle biri değil. Yani sadece öyle bir kapasitesi ve bilgisi yok. Ve geri kalan bütün bilgilere kendisini kapamış bir kadın. Suçlayamazsınız. Şu an güvenli bildiği bir alanda ve güvenli alanını bu saatten sonra bırakacak da değil. Herkese ve her şeye üzülmekten sinirlenmekten çok yoruluyorum bazen. Kendim de dahi...