Ana içeriğe atla

başlık2


Şu an tam olarak neyden bahsetmek istediğim hakkında en ufak fikrim bile yok. Sadece yazmak istedim işte. İçimde toplanmış yumruları hep böyle dışa atmadım mı zaten. Bu da hikayemden bir alıntı olmayıversin. Bölük pörçük düşüncelerin bir arada toplandığı bir şey olsun yine. En sevdiklerim böyle değil miydi zaten.

Şimdi yumru dedim ya acaba haksızlık etmiş olur muyum içimdeki garip hislere? Ne kadar haksızlık etmiş olurum ya da. Bir dakika soru işareti kullanmayacaktım bu yazıda. Soru işaretlerini sevmeyen bir yazı yazmak istemiştim. Cümleden özür dilerim. Belki affederse beni, ellerime bir şeyler bırakır. Belki bu sefer küllerini bırakır gazinin. Bakabilirim o zaman şaşkın şaşkın, ne garip diye. Bunu hep tekrarlarım aslında beni bir çocuktan ayıran bir şey yok. Beni bir çocukla bağlayan tek şey var.
          İçim şişik gerçekten. Sorularıma cevap aradığım her yol şişik. Neden bu kadar sorularım var. Cümlelerim soru şeklini buluyor hep bir şekilde. Düz olmasını ister miydim peki hep. Hiç sanmıyorum. Ama sorular da hiç bitmiyor. Sorularım beni çok seviyor. Ben çaktırmıyorum.

Hep kuşlardan, köpeklerden, kedilerden, ağaçlardan, bulutlardan bahsederim ve sanki neyden bahsedersem bahsedeyim onlardan hep bahsetmiş gibi hissederim. Sanki gerçekten söylenecek her şey söylenmiş, anlatılacak her şey anlatılmış gibi. Ve ben kendini tekrarlayan bir dikdörtgen olmuşum gibi. A ve B noktasının yeri aynı gibi.

Hiç mi konuşmadım sanki rüzgardan, şekerleri seven O’ndan veyahut Lucy’den. Ah Lucy. Bana hep Selina’yı anımsatıyorsun. Ve seni yazdıktan bir iki yıl sonra ayak bileğimin tam o bahsettiğim yerini jilet bıçağı ile nasıl kestiğimi. Kendini gerçekleştiren kehanet olsa gerek. Belki de 

en içten halim olsan gerek. Neden Lucy bilemedim hiç. Aklıma ilk o gelmişti ondan galiba. Çünkü o anda koymuştum o ismi gerçekten de. Neden isim koyma gereksinimi duymuştum ki? Seslenmem gerekmişti sanırım. Seslenmesem 

ölürdüm o an belki de. Bence bir ihtimal ölürdüm. Belki ölürdüm. Belki ölmezdim. Yüzde elli ihtimallere baktığım, dümdüz denklemlere güvendiğimden

 mi olmuştu gerçekten. Çok da mühim değil ya. Kimse mühim olmasını istemez bence de.

Yeşil, mavi, gri, her şeyin o kadar bi anlamı var ki. Yazdığım her kelime bu yüzden hep istemediğim anlamlar taşıyor. Resim yeteneğim olsaydı keşke diyorum ama bu sefer de renkleri yetersiz bulurdum gibi. Belki de renkleri saymak yerine sadece renk, renk, renk, renk diye devam edersem belki olur. Oldu gibi de aslında.

İçimden geçen zihnimi meşgul eden şeyleri anlatmak için kullanacağım şeyleri bile kısıtlamışlar. Neydi unuttum differance olması lazımdı sanki. Neyse o bile yeterli bir loop sağlamıyor. Gerçi o da en kısıtlayıcı şeylerden aslında. Gerçi- aslında. Aynı cümlede kullanılabilirler mi gerçekten. Neyse.

Niye kimse ellerimi rahat bırakmıyor tam olarak. Ellerim benim. Sahiplenmek istiyorum onları. Lütfen bırakın. Bir şey de benim olsun istiyorum. En azından ellerim benim olsun.

Hala neden bir şeylere değer olabileceğime inanmıyorum. Neden hala herkesi memnun etmeye çalışıyorum. Yani çoğu insanı. Neden hala kaçıyorum. Hala kendime güvenemiyorum. olsun.

Taşlarla kim oynadı? Kim götürdü en pürüzlüleri. En çok onlar bana lazımdı. Pürüzsüzler hiç beni sevmedi. Nasıl nefret ediyorum çizgili kağıtlardan, defterlerden hele beyaz mavi çizgililerden. Nefret etmiyorum. Sadece sevgi de beslemiyorum.

hepsi bu

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

desensitization

            I am a bit confused in fact. They said   my translation skills of my emotions to words were advanced, however, when I write, my words do not feel quite enough. Confused. I want my headphones. Today, I am going to plant strawberries on my balcony. I am excited. It helps me to heal, to see them grow, to talk to them. My hands create new lives, and they are green. Whatever, I want to talk about something else today. My body perception. And you will think that it will be about my weight. Maybe some part, I am not sure yet. The flow will decide.             During my last therapy session, Ms. Özge said that it was my sleekest appearance after a long time. I answered, “Most of the time, looking pretty makes me feel too much”. Of course, we discussed it. And I am not going to write about it with "I said" - "she said". But here we go.     ...

15/16

I planned to do other things for this time of the day before I went to bed. Still, I am here. I cannot prevent the urge to write and obviously I cannot resist it. Some call it inspiration, I say toleration, the clarity of mind. If I cannot tolerate my feelings I cannot sit in front of this computer. I need my feelings to calm down, at least to be tolerateable. That is the reason I cease to write from time to time. I feel it without even attempting to write. When I think about the act of writing my stomach puckers up inside. I feel the nausea. The feelings punch me in the stomach. Always. Or maybe it was the residue of the countless attempts of suicides with medicines. Or it was, what was the left of Dünya. Anyway. So long I haven’t talked about the past of me. The origin of me. How I turned out to be like this. I went to İstanbul a couple of weeks ago, home- as mom would say. Something hit me hard during that visit about my sister. For the last couple of months, I was ...

4 nisan 20

Merhaba. Bugün onay meselesi kafamı kurcaladı yine. Regl olacağım bu arada, çok depresif gelirsem salın beni. Annemle heyecanla başladığım her telefon konuşması hayal kırıklığıyla son buluyor. Annemle dertleşmem gibi bir şey asla söz konusu değil. Annem benimle dertleşebiliyor ama ben annemle dertleşemiyorum. Ve her telefon konuşması benim kalbimin kırılmasıyla bitiyor. Hala beklentim var annemden demek ki. Hala annemden beklentilerimi bırakmamışım. Insan nasıl bırakabilir ki zaten. Her şeyi bırakabilir belki ama annesinden gelebilecek desteği beklemekten vazgeçemez gibi. Ama vazgeçmek zorundayım. Bir gün beni nasıl yalnız bıraktığını görebilsin isterdim ama annem öyle biri değil. Yani sadece öyle bir kapasitesi ve bilgisi yok. Ve geri kalan bütün bilgilere kendisini kapamış bir kadın. Suçlayamazsınız. Şu an güvenli bildiği bir alanda ve güvenli alanını bu saatten sonra bırakacak da değil. Herkese ve her şeye üzülmekten sinirlenmekten çok yoruluyorum bazen. Kendim de dahi...