Ana içeriğe atla
artık yazılarımı beğenmiyorum. artık, kim olmak istediğim hakkında fikirler belirtmek de istemiyorum. 
artık genel olarak bir şey istemiyorum. ama aynı zaman da her şeyi de istiyorum. sanki bana, benden başka herkes kendisinden sıkılmıyormuş gibi geliyor. her gün aynı şekilde yürümekten bile sıkılıyorum. 
vücudumun parçaları hakkında yazmak da istemiyorum artık. ondan da sıkıldım. ellerim, ayaklarım, burnum, kulaklarım.
kendimi parçalara ayırarak da bütünü bulamıyorum. yine de rastgele yerleştirilmiş puzzle parçaları var hep gözümün önünde. ayaklarımı yukarı yerleştirsem belki. 
belki.
zayıf.
belirli.
yok.
eşit.
bir.
iki.
iki kere yeşil saydım bugün. neden iki kere yeşil saydım.
ellerim demek istemiyorum ama ellerimle karşılaşıyorum her seferinde. neden söylemiyorsunuz?
Lucy burada olsaydı keşke. Lucy gitse ya da. Lucy asılı kaldı. ellerimle beraber. noktalarla beraber. siz hiç ellerinizi koklamıyor musunuz?
sorular sormak, kendimden uzaklaştırıyor. hoşuma gidiyor. hem kendimden konuşmayı çok seviyor, hem de kendimden konuşmaktan, korkuyor, rahatsız oluyorum. 
neden yeşil iki kere saydım?
yeşil iki kere saydım. burnumu tutamadım. güldüm. 
gülmek en başarılı kabuk. onay. kabuk. yeşil eflatun kabuk kas nefes yeşil elbise 52 çanta 53 bot 54 yeşil ellibeşi hatırlamıyorum. 
hiç neyden korktuğunuzu bilmeden korktunuz mu? hiç ellerinizi yüzünüze sürdünüz mü? ya da kafatasınızı hissetmeye çalıştınız mı? 
ekmek beyaz mı? geri dönebilir miyim? bırakır mı?
Lily nerede? 
sen siz sen bilmiyorum belki de siz belki sen belki yeşil
neden iki kere yeşil saydım
binaları bana verirler mi binasız ne yaparım onları gördüm 
altı üstü bina 
Lucy öyle demedi. kanları. akarken. Lucy. öyle. demedi. 
domatesler. domatessiz yaşanabilir mi. peki ya o kadın. domatessiz yaşayabilir mi
elbiseler ve topuklu ayakkabılar neden hayatımızdalar kırmızı yaratıyorlar hep. kırmızısız da yaşanabilir. 
bir iki üç iki iki üç. bir. iki. 
çok sevdiğim yazarlar ve karakterler kardeşim oluyor. bazen de sevgililerim. yalnızca tanımadıklarıma sarılmak istiyorum. 
şimdi buldum. 
güzel düşler. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

desensitization

            I am a bit confused in fact. They said   my translation skills of my emotions to words were advanced, however, when I write, my words do not feel quite enough. Confused. I want my headphones. Today, I am going to plant strawberries on my balcony. I am excited. It helps me to heal, to see them grow, to talk to them. My hands create new lives, and they are green. Whatever, I want to talk about something else today. My body perception. And you will think that it will be about my weight. Maybe some part, I am not sure yet. The flow will decide.             During my last therapy session, Ms. Özge said that it was my sleekest appearance after a long time. I answered, “Most of the time, looking pretty makes me feel too much”. Of course, we discussed it. And I am not going to write about it with "I said" - "she said". But here we go.     ...

15/16

I planned to do other things for this time of the day before I went to bed. Still, I am here. I cannot prevent the urge to write and obviously I cannot resist it. Some call it inspiration, I say toleration, the clarity of mind. If I cannot tolerate my feelings I cannot sit in front of this computer. I need my feelings to calm down, at least to be tolerateable. That is the reason I cease to write from time to time. I feel it without even attempting to write. When I think about the act of writing my stomach puckers up inside. I feel the nausea. The feelings punch me in the stomach. Always. Or maybe it was the residue of the countless attempts of suicides with medicines. Or it was, what was the left of Dünya. Anyway. So long I haven’t talked about the past of me. The origin of me. How I turned out to be like this. I went to İstanbul a couple of weeks ago, home- as mom would say. Something hit me hard during that visit about my sister. For the last couple of months, I was ...

4 nisan 20

Merhaba. Bugün onay meselesi kafamı kurcaladı yine. Regl olacağım bu arada, çok depresif gelirsem salın beni. Annemle heyecanla başladığım her telefon konuşması hayal kırıklığıyla son buluyor. Annemle dertleşmem gibi bir şey asla söz konusu değil. Annem benimle dertleşebiliyor ama ben annemle dertleşemiyorum. Ve her telefon konuşması benim kalbimin kırılmasıyla bitiyor. Hala beklentim var annemden demek ki. Hala annemden beklentilerimi bırakmamışım. Insan nasıl bırakabilir ki zaten. Her şeyi bırakabilir belki ama annesinden gelebilecek desteği beklemekten vazgeçemez gibi. Ama vazgeçmek zorundayım. Bir gün beni nasıl yalnız bıraktığını görebilsin isterdim ama annem öyle biri değil. Yani sadece öyle bir kapasitesi ve bilgisi yok. Ve geri kalan bütün bilgilere kendisini kapamış bir kadın. Suçlayamazsınız. Şu an güvenli bildiği bir alanda ve güvenli alanını bu saatten sonra bırakacak da değil. Herkese ve her şeye üzülmekten sinirlenmekten çok yoruluyorum bazen. Kendim de dahi...