Ana içeriğe atla
bir vazgeçiş sancısı içinde kıvranmayı anlatacağım bu sefer, eğer iyiyseniz okumanızı tavsiye etmiyorum. bilirim, hep iç karartıcı yazarım, hiç mutlu olmamışım gibi, hep kötümser gibi, sanırım yalnızca böyle anlarda konuşasım geliyor.
belki de kendi içimde bir karar anı yaşıyor ve her nedense bunu ulu orta yapıyorum. aslında bireysel olmayan konular hakkında yazmak endişelendiriyor beni, bu yüzden ben de bireyselliğime döndüğüm her an kendimi burada buluyorum. içselleştiğim her yerde hüzünleniyorum da.
bir vazgeçiş sancısı demiştim ya, öyle oluyor gerçekten. nedendir bilinmez ama içimde her şey çabuk olup bitiyor, bir kaç şey dışında. bazı şeyler beklemeye değer oluyor. yine de 22 yıllık hayatımın yarısından fazlasında tek bir şeyi gerçekten arzuladığımı düşünüyorum. kendimi sadece onunla bulduğumu, orgazm derecesine varıncaya zevk aldığım tek bir şey olduğunu biliyorum.
yine de her insanın şanslı doğmadığını kabullenme aşamasını geçtim. belki yeterince çabalamıyorum, bilmiyorum. lakin o en sevdiğim şeye gelene kadar olan durumlar ve olaylar -sorumluluklar denmeli belki de- onun için savaşma gücümü tüketiyor. hikayemi hep çok merak ederdim, öldüğümde insanların beni nasıl anacağını, bir hikayem kalacak mı geride, hep merak ederdim, çok merak ederdim. bu merağımı da bu yazıyla birlikte gömüyorum.
varoluşumu nasıl yaşayacağım hakkında tek bir fikrim yok artık. kendime dair tek bir fikrim kalmadı. insanlara söyleyebileceğim bir fikrim yok sanırım.
insanları her zaman garip bulmuşumdur, hep söyledim. aslında insanlığı da çok garip buluyorum. varlığı, varoluşu, düşüncelerimin arasında kaybolup giderdim ya hep şimdi de duygularım arasında kaybolup gidiyorum. düşüncelerim hislere dönüşüyor zamanla, sarıp sarmalıyor ve ...
keşke olabilseydim. bir şey, her şey ya da hiçbir şey değil artık. sadece olabilseydim.
taşıyamadığım hislerim var artık ellerimden ayaklarıma dökülen. yerde her gördüğümde içimin sızladığı... aynı yerde dönüp dolaşırken, çıkacak bir yer ararken; nefes nefese, kan ter içerisinde kalırken çok zayıfladığımı görüyorum. tıpkı winston gibi dökülüyor dişlerim, saçlarım.
kendimi hiç garip bulmadım şimdiye kadar aslında. hep savaştım kendimle, nasıl barışacağımı bilemiyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

desensitization

            I am a bit confused in fact. They said   my translation skills of my emotions to words were advanced, however, when I write, my words do not feel quite enough. Confused. I want my headphones. Today, I am going to plant strawberries on my balcony. I am excited. It helps me to heal, to see them grow, to talk to them. My hands create new lives, and they are green. Whatever, I want to talk about something else today. My body perception. And you will think that it will be about my weight. Maybe some part, I am not sure yet. The flow will decide.             During my last therapy session, Ms. Özge said that it was my sleekest appearance after a long time. I answered, “Most of the time, looking pretty makes me feel too much”. Of course, we discussed it. And I am not going to write about it with "I said" - "she said". But here we go.     ...

15/16

I planned to do other things for this time of the day before I went to bed. Still, I am here. I cannot prevent the urge to write and obviously I cannot resist it. Some call it inspiration, I say toleration, the clarity of mind. If I cannot tolerate my feelings I cannot sit in front of this computer. I need my feelings to calm down, at least to be tolerateable. That is the reason I cease to write from time to time. I feel it without even attempting to write. When I think about the act of writing my stomach puckers up inside. I feel the nausea. The feelings punch me in the stomach. Always. Or maybe it was the residue of the countless attempts of suicides with medicines. Or it was, what was the left of Dünya. Anyway. So long I haven’t talked about the past of me. The origin of me. How I turned out to be like this. I went to İstanbul a couple of weeks ago, home- as mom would say. Something hit me hard during that visit about my sister. For the last couple of months, I was ...

4 nisan 20

Merhaba. Bugün onay meselesi kafamı kurcaladı yine. Regl olacağım bu arada, çok depresif gelirsem salın beni. Annemle heyecanla başladığım her telefon konuşması hayal kırıklığıyla son buluyor. Annemle dertleşmem gibi bir şey asla söz konusu değil. Annem benimle dertleşebiliyor ama ben annemle dertleşemiyorum. Ve her telefon konuşması benim kalbimin kırılmasıyla bitiyor. Hala beklentim var annemden demek ki. Hala annemden beklentilerimi bırakmamışım. Insan nasıl bırakabilir ki zaten. Her şeyi bırakabilir belki ama annesinden gelebilecek desteği beklemekten vazgeçemez gibi. Ama vazgeçmek zorundayım. Bir gün beni nasıl yalnız bıraktığını görebilsin isterdim ama annem öyle biri değil. Yani sadece öyle bir kapasitesi ve bilgisi yok. Ve geri kalan bütün bilgilere kendisini kapamış bir kadın. Suçlayamazsınız. Şu an güvenli bildiği bir alanda ve güvenli alanını bu saatten sonra bırakacak da değil. Herkese ve her şeye üzülmekten sinirlenmekten çok yoruluyorum bazen. Kendim de dahi...