Ana içeriğe atla

Kayıtlar

ne gelirse öyle yaşayarak gelinen yerlerle buluştum dün.  bugün ise başka yerlerle, yarın nerelerle buluşacağım, bilmiyorum, sakin kaldığım her günün acısı bir yerden çıkmıyor, yok yalan öyle şeyler, sakin kalma zorunluluğu ya bunların hepsi, hikayeler anlatıldı, bazı şeyler üstüne,  hikayeleri yutanlar vardı, gördünüz mü? hikaye yutmak ne ayıp şeydir, anlatamadım bir türlü yürüdün, yürüdün ve geldin buralara, buralarda neler var? nelerle içli dışlı olacaksın? biriken o çakıl taşlarını nehrin ağzında, kiminle paylaşacaksın ağzımı açıyorum, bir çeşit su, karnımı şişiriyorum, aynısı sanırım okyanusta yaşıyorum, okyanusun başkentini aramaya yelteniyorum durduruyorlar, kokumu seviyorlar, sonra, e tuz kokuyorum, biraz da ter kokum var içinde, tabağınıza ister misiniz? galiba okyanustayım ve yüzüyorum  sanırım solungaçlarım da var, ne mutlu bana, yukarı çıktıkça koyulaşıyor mavi, yeteri kadar gidildiğinde siyah da oluyormuş beyaz p...
gözlerinizi görüyor musunuz? çürümek değil bu. çürürken böyle olmaz gözler. nereye gittiğinizi biliyor musunuz bilmeseydiniz keşke. götürdükleriniz getirdiklerinizle eş değer fakat, ne olduğu belli değil. belli olsaydı böyle olmazdı. kırdığınız her şişe için bir salyangoz yapışacak size bize. neden diye sormaya ne zaman başladım yeniden. kalbimi kıran soruları ne zaman sormaya başladım yeniden. neyse teşekkür ederim. günaydın. ek olarak merhaba. parçalanan her kemiğin kırılan noktasını çekip çıkaracak mıyız şimdi ya da çekip çıkarmalı mıyız şimdi korkup kaçacak kadar ne yaşamadın ne kadar yaşamadın da korkuyorsun bu kadar. yenileyebiliyor muyuz bunları kime anlatabiliyoruz. kimseye anlatmayalım bence sus bir. her şey bu kadar değil gerçekten kaybetmiş sayılıyor muyuz kızgın olmalıydım, kırgınım. kırgın olmak istemiyorum.  iyi tamam. bu kadar yeter.
günaydın. gömleklerime sürdüğüm sümüklerimin arasından çıktım, iyi geceler demek için sana. zaten uyanamadığın bir güne iyi geceler demek zorunda kaldık. ne oldu, nasıl oldu inan anlamadım. anlayamadım. neden acısı hep sonradan çıkar böyle şeylerin. neden tarifi olmaz, neden anlatılamaz. tuz kokulu bir rüyaydı. kabus demeye dilim varmıyor. insan böylesine güzel bir şeye nasıl kabus der ki. delirmeye yüz tuttu kafam. seninle birlikte gitmek istiyor. sana yaşama hakkı vermeyen her şeye direniyor. seni böyle nasıl sevebilirim şimdi. nasıl seninle aşık atabilirim, hayat konusunda. sana yenildim. gidişinle yendin beni. hayatımda hiç bu kadar korktuğumu ve acı çektiğimi hatırlamıyorum. seninle nasıl olacağımı bilmeden, şimdi sensiz nasıl olabilirim onu kestiremiyorum. bunu nasıl derine gömeceğimi bilmiyorum. nasıl affedeceğimi kendimi. nasıl affedeceğini beni. güneş ışınlarının arasından beni nasıl selamladığını, ter parçacıklarımın arasından.... mavi kelebek, kırmızı,.. hayal ...
gündüz düşlerinin içini açtı bir martı, beyaz bir halıda yuvarlanan gözleriyle baktı, dansların sebebi sorulacaktı, kaynayan suya atılan her bir taş, çıktı içinden dallarla varlığından güzel olan şeyleri sorgulamaya başlayan her küçük gibi, bir büyük olmaya kararlı ayaklarıyla baş etmeye çalışıyor güzellikleri görmezden gelmeyi nasıl başarıyorsun söyle, bir mezar kazılıyordu, bir tabuta yaklaşılıyordu, bir mezar, böceklerin fışkırdığını böyle güzel olamayacaktı, açacaktı  "aç kapağını, aç" her hikayemi yarım bırakıyordum,  beynimin içinden fışkıran böceklerin haddi hesabı yok dağılıyorlar dört bir yana, akıyorlar her hikayem yarım kalıyor, binlerce hikaye oluyor ve her biri yarım kalıyor yüz binlerce böcek gözlerimden fışkırıyor okşuyor kirpiklerimi binlerce pirenin ayakları pulları dökülüyor duygularımın doğru ezgiyi bulunca dans ediyor bütün omurgasızlar, omurgaların arasında dans ediyorlar, kimse herkes, tanelerce kumun üzerinde  tane...
savunamayacağım varlığımı, yanlışlarımı yüzüme vura vura yürüyerek, bulunduğum her noktada açacağım kapılarımı, lütfen, lütfen demeyi bırakacağım. kırılan her kemiğimi, iyileştirmek için yaptığım bu noktasal seçilimde bir düşüşün yara izlerini taşıdığım için saklanıp kalıyorum. saklanıyorum. gökyüzünden aşağıda kalabildiğim her an için bir mum yakıp oturuyorum yatağıma. neler gözden çıkıyor biliyor musunuz? neleri gözden çıkarıyor ve nelerle yaşamaya çalışıyorum. özür dilerim. olmadığım her insan için sizden özür dilerim. benden uzak durmanız için daha neler yapabilirim bilmiyorum. gün be gün yiten duyguları size daha ne kadar verip ne kadar kendimden sapabilirim bilmiyorum. uykuyu düzenleyen ve geçmişin tozsuz yaprakları arasına ne kadar sığınabilirim inanın bilmiyorum. hatalarımı telafi adı altında daha ne kadar batırabilirim onu da bilmiyorum. kaçabildiğim her sayfada bulduğum böceklerden kaç tane daha...... siz konuşurken, sizler konuşurken, parçalardan oluşan bütünlerin h...
bilseydiniz olmayacaktı böyle. üzgünüm, çok üzgünüm. bilseydiniz olmayacaktı işte böyle. küçük hesaplarınızla boğuşurken, küçük hesaplarınıza sığınırken siz, bilseydiniz keşke.
bir süredir ne anlamı var diye kafam kurcalanıyor. ne anlamı kaldı yazmanın, anlatmanın, onu yaşamak dururken. yazmanın anlamsızlığı, gerekliliği ve gereksizliği arasında gel- gitlerime kucak açtım oturuyorum. fakat his ya bu, tutku ya bu durmuyor işte. belki de hiçbiri değil. sadece alışkanlık. kafam kurcalanıyor, kafam gökyüzüne eriyor. düşüncelerim beynime sığmıyor. kendimle ilgili sorunlarım arasına karışıyorum. kendimle kavgam hiç bitmiyor. kendimle olan kavgamı bitirmeden başka kavgalar edinmek istemiyorum. varoluşuma sığamıyorum. daha doğrusu varoluşum bana sığmıyor. derin denizlere akıyorum, gürüldeyerek. sonra aklıma geliyor. bitkileri de tutsak ediyoruz saksılarda. izin vermiyoruz köklerinin yayılmasına, dallanıp budaklanmasına. kafam kurcalanıyor. düşüncelerim karıncalanıyor. varlığıma bir yol bulmuştum, gidiyordum. yanlış çıktı yol. kayboluyorum yeniden ve bu doğru oluveriyor. gerçekleşmek istemiyorum. gerçekleşen her şey büyüsünü kaybediyor. gerçekleşmek uğruna savuru...