Ana içeriğe atla

 "Olsun demek de zor artık, çocuk düşlerimiz yok artık"

Nasıl bir yerdeyim bilmiyorum. Hangi aşama? Hangi seviye? Bilmiyorum. Nereye gittiğimden de çok emin değilim. 

Normali mi bu acaba yoksa ben mi çok vazgeçmiş haldeyim, bilmiyorum mesela. Görmeyen insanlara "ben buradayım" demekten o kadar vazgeçmişim ki. 

Ben bir yaz yaşadım, o yazdan beri bütün yaz mevsimlerinden nefret ettim. Çok uzun seneler oldu. Belki 15 sene. Hala değişmedi. Her yaz mevsimi bir tür kötü anı veya deneyim taşıyor. 

Dünya'yı da yaz mevsiminde bulup kaybetmiştim. Bir yaz mevsimiydi kendimi polis eşliğinde hastanede bulduğumda. 

Belki o kadar kötü değildi bu yaz ama yine sevdiremedi kendini bana. Belki de ne yaşadıysam hem biri beni görsün diye yaşadım. Hep beni göremeyecek insanları seçtim. Babamdan mı kalmıştı bu? Her seferinde kalbim zaten kırılmış yerlerinden tekrar tekrar kırıldı. Bunun için sorumlu tutulacak tek kişi benim. Benim seçimlerim, benim tercihlerim ve benim kapılmak istediklerim sebep oldu hep. Kendi kalbimi hep kendim kırdım. 

Benim artık bir kere daha deneyecek gücüm gerçekten kalmadı. İnanacak, sevecek, güvenecek. Benim son kez heyecanlanışımdı. Ve bitti. Kuraklığıma geri dönüyorum. Çöllerin de güzel yanları var tabii ama çöl sonuçta, canlı organizma sayısı kaçtır ki? 

Bunun için de kimseyi suçlayabilecek durumda değilim tabii. "İnsanlar hep bana böyle davranıyor" diye ağlamıyorum. "Ben bu kadar yanlış olmayı nasıl başarabiliyorum" diye ağlıyorum daha çok. Nasıl bu kadar yaralanabildim ben? Nasıl bu kadar yok olmaya yaklaştım. Ne zaman bu kadar korkak oldum ben?

Nasıl bu kadar yordum kendimi? Nasıl yoruldum bu kadar, ne zaman vazgeçtim ben tam olarak? Ne zaman bu kadar hasar aldım. Hesabını tutamadım. 

İyileşebilecek miyim acaba? Ya da tam olarak ne zaman gerçekten kabullenebileceğim bu halimi? 

Potansiyel. Artık bu kelimeyi de sevmiyorum. Öfkeli de değilim, kızgın da, sinirli de değilim. Biraz üzgün, biraz kırık, en çok yorgun ve yılgın. Yapacak bir şey yok. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Babalar Günü

      Babamla ilgili kafa yormayı bırakalı biraz oldu.  Yetişkin bir kadın haline bürünürken babamla ilgili hislerim zaman içinde sürekli değişti. Şimdi ise olduğu yerde büyük bir öfke var.     Her babalar gününde "Siktir et, düşünme. Senin gerçeğin bu ve kabullen." diyorum hep kendime ama içimin bir tarafında üzülmeyi bırakmayan bir yan var.      Bir babalar gününde kendi babamın beni nelerden mahrum bıraktığını söylemek istedim - Özellikle koşulsuz baba sevgisi. Babamın sevgisi iletişimde olduğumuz zamanlarda bile hep koşulluydu. Sırf onunla konuşabilmeye devam etmek için ihtiyaçlarımdan (maddi- manevi) bahsetmediğim çok zaman oldu. Bazen yeter be o benim babam, ondan yardım istemeyip kimden isteyeceğim dedim ama bu onu hep kaçırdı. Benden uzaklaştırdı.  - Güven duygusu. Kendim dahil hiç kimseye güvenmiyorum. Düşersem beni tutacak hiç kimse yok. Çünkü hiç kimseye düştüğümü söyleyemem. Söylesem de her zaman "sorun değil, ben altınd...
 Vomit. Need I to say? Seeping through my ears, nose, mouth somehow cannot form itself. The need is necessary, the need is bountiful, and the need forcing.Yet, it cannot form itself.  Fight. Will never end. No need to emphasise. Burning, like an endless bonfire inside a casket. Yet, it cannot consume. Endless source.  Belonging. On a painting, watercolour. Will talking work? Will it take away shield formed long before I was born? Maybe in a swaddle in a cradle? Soft, cashmere like. Will it work?  Will. Fading away. Each day, a candle light amidst the storm. No questions asked in this atmosphere. Take away relationships. the need again. the Other. Problem. Solution. Freedom. Imprisonment. Fear. Courage. What I see in my eyes. 
      This song.  In the middle of the night and we are walking towards the rocks on the beach. Nothing happens, we just stare each other and enjoy the wind on a summer night.  There is trust, there is love, there is freedom.      This song, reminds me of the freedom.  Somehow we find our way into each other's arms day after day. Watching the stars among the sand, kissing each other while the wind caress our skin. I never forget how we loved each other on that night, alone in the balcony, choosing songs one by one.  Our words embracing each other on the air, they feel familiar, they feel belonged. The sun and the moon were not taking turns during our days, they were existing together. A new form of life, we discovered.  This song, somehow, reminds me of those days.  We tried. We kept all the possibilities on the shelf, tried them one by one. This song reminds me something we had, we lost and we will never have. I will never hav...