Bilmiyorum ne hissettiğimi. Bilmiyorum, nasıl yaşadığımı, nasıl hayatta kaldığımı ve günüme nasıl devam ettiğimi. Nasıl yenildiğimi de bilmiyorum.
Hep Aysu olmak için verdiğim savaşlarda nasıl yenildiğimi bilmiyorum. Ben bir yere gidemem, ben hep buradayım aslında ama sanki gitmiş gibiyim. Sıradanlaşmak için o kadar uğraştım ki, en sonunda görünmez hale getirdim kendimi. Ama bu bile fazla geliyor bazen. Artık o kadar sıradanlaşmak istiyorum ki kişiliğim hiç kalmasın istiyorum. Dropshipping ile satılan Çin malı bir eşya gibi. Olmak istediğim.
Akıntıya doğru yüzerken daha çok zorlukla karşılaşıyordum. Akıntıya karşı yüzmek bazı şeyleri kolaylaştırdı. Ama vazgeçtiğim ve bıraktığım çok şeyler oldu. Keşke diyorum, keşke aslında olduğum insan bu kadar zor olmasaydı. Keşke Aysu'nun yanında durabilmek zor bir iş olmasaydı.
Çocukluk fotoğraflarıma baktığımda gördüğüm sanki kendim değil de küçük kardeşim, yeğenim, kuzenimmiş gibi. "Sana kıyamam" ben diyorum ama her gün itinayla kıymaya devam ediyorum. Çocukluk fotoğraflarıma baktığımda gördüğüm çocuğu çok seviyorum ama kendimle bağdaştıramıyorum. Sanki o ben değilim. Hiç olmamışım.
Bir yerlerde unutulan eldivenler vardır. Herkes bir yerlerde bir eldiven unutmuştur herhalde değil mi? Ben eldivenleri pek sevmiyorum. Zaten senelerdir eldiven takacak kadar soğuk da olmuyor. Bir yerlerde bir şeyler koptu ve hayatım mutsuzluk silsilesi içine girdi. Bir yerlerde başka bir şeyler oldu ve hayatım artık bana ait olmayı bıraktı. Bir yerlerde bir şeyler oldu ve.
Mutsuzluğumdan mutsuz olmayı bırakmak istiyorum artık. Mutsuzluğumla nötr bir daire içerisinde oturmak istiyorum. hepsi bu.
Yorumlar
Yorum Gönder