artık yazılarımı beğenmiyorum. artık, kim olmak istediğim hakkında fikirler belirtmek de istemiyorum. artık genel olarak bir şey istemiyorum. ama aynı zaman da her şeyi de istiyorum. sanki bana, benden başka herkes kendisinden sıkılmıyormuş gibi geliyor. her gün aynı şekilde yürümekten bile sıkılıyorum. vücudumun parçaları hakkında yazmak da istemiyorum artık. ondan da sıkıldım. ellerim, ayaklarım, burnum, kulaklarım. kendimi parçalara ayırarak da bütünü bulamıyorum. yine de rastgele yerleştirilmiş puzzle parçaları var hep gözümün önünde. ayaklarımı yukarı yerleştirsem belki. belki. zayıf. belirli. yok. eşit. bir. iki. iki kere yeşil saydım bugün. neden iki kere yeşil saydım. ellerim demek istemiyorum ama ellerimle karşılaşıyorum her seferinde. neden söylemiyorsunuz? Lucy burada olsaydı keşke. Lucy gitse ya da. Lucy asılı kaldı. ellerimle beraber. noktalarla beraber. siz hiç ellerinizi koklamıyor musunuz? sorular sormak, kendimden uzaklaştırı...
The peaks of my story, the journey of my learning, the awareness of mental health, the sharing of some information I have got, the growth, Warning! Not so fun. The more the merrier.