Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
merhaba. size bir şey anlatacağım bugün. bu düşüncelerin ilk defa ne zaman beynimde filizlendiği günü anlatacağım. başlamadan önce. https://www.youtube.com/watch?v=hnwcyTKSGFo&list=PLyOkRQ8Z-btuQNnwcK96aGUL58kigl_bY&index=0 bir gece o kenar sokaktaki, derme çatma evde oturuyordum. cama tıkladılar. mevsim yazdı. kendimi arabada çok da tanımadığım insanlarla, hiç bilmediğim yerlere giderken buldum. sıradan bir gündü işte. kaç kişi olduğumuzu hatırlamıyorum. sekizden fazla olsa gerektik. aşağıda biraları yudumlarken, yukarı çağırdılar, bir odada bekliyorlardı. hiç tanımadığım dört insanında içindeki odadan burnum uyuşmuş bir şekilde geri çıktım. aşağı indim ve el yapımı poi topuyla oynamaya başladım. hep ellerime dolanıyordu. hava karanlık, dışarısı inanılmaz güzeldi. karanlık, ağaçlar, dağlar, karnımdaki boşluk, hızlı kalp atışlarım, büyük gözbebeklerim, MUAZZAM KARANLIK GÖKYÜZÜ ve DOĞA, muhteşem ışıklar, sonsuz bucaksız özgürlük hissi. her şeye yetecek sabır, anlayış ve sev...
artık yazılarımı beğenmiyorum. artık, kim olmak istediğim hakkında fikirler belirtmek de istemiyorum.  artık genel olarak bir şey istemiyorum. ama aynı zaman da her şeyi de istiyorum. sanki bana, benden başka herkes kendisinden sıkılmıyormuş gibi geliyor. her gün aynı şekilde yürümekten bile sıkılıyorum.  vücudumun parçaları hakkında yazmak da istemiyorum artık. ondan da sıkıldım. ellerim, ayaklarım, burnum, kulaklarım. kendimi parçalara ayırarak da bütünü bulamıyorum. yine de rastgele yerleştirilmiş puzzle parçaları var hep gözümün önünde. ayaklarımı yukarı yerleştirsem belki.  belki. zayıf. belirli. yok. eşit. bir. iki. iki kere yeşil saydım bugün. neden iki kere yeşil saydım. ellerim demek istemiyorum ama ellerimle karşılaşıyorum her seferinde. neden söylemiyorsunuz? Lucy burada olsaydı keşke. Lucy gitse ya da. Lucy asılı kaldı. ellerimle beraber. noktalarla beraber. siz hiç ellerinizi koklamıyor musunuz? sorular sormak, kendimden uzaklaştırı...