Saat 4'e geliyor. Çoğu işimi hallettim, duşumu aldım, saçlarımı kuruttum, kremimi sürdüm, çişimi yaptım, dişlerimi fırçaladım, kahvemi yaptım ve geldim. Konuşmam gerekiyor. Bazen konuşmazsam patlayacak gibi oluyorum. Bazen de kendi sesime katlanasım asla gelmiyor. Bazen kendimle çok kavga ediyorum. Bazen kendimi seviyorum. Bundan tam bir sene önce kendime neler dedim, neler yazdım bilmiyorum. Yazdım mı onu da bilmiyorum açıkçası. Kontrol etmedim.Muhtemelen bir yerlere bir şeyler kusup bırakmışımdır ama. Bugün benim doğum günüm. Kendimi en umutsuz hissettiğim doğum günüm sanırım. Belki de ilk defa mutlu ama umutsuzum. Sanki şimdiye kadar çırpındığım, çabaladığım her şey birer birer ellerimde sönüyor gibi hissediyorum. Sanki çıkmaz daracık bir yola girmişim ve asla çıkamayacakmış gibi hissediyorum. Sanki hep böyle olacakmış gibi hayatım. Ben hayatımı böyle istemiyorum. --- Her sene doğum günümü, doğum günüm işte diy...
The peaks of my story, the journey of my learning, the awareness of mental health, the sharing of some information I have got, the growth, Warning! Not so fun. The more the merrier.