beyaz bulutlardan oluşan gökyüzünün altında yürüyordum, henüz bir şey yoktu. ufalanmış çay yapraklarıyla birleştiğimde de bir şey yoktu, kahve çekirdekleriyle konuşmaya başladığımda da. aslında herhangi bir zaman ya da koşul altında da bir şey yoktu. bir şey varmış gibi davranan biri vardı. hiçbir zaman bir şey yoktu. küçük bir alan oluşturmuştu arkadaşlarım, birbirimizi anlayabildiğimiz, hak vermesek bile anlamaya çalıştığımız, saygı duyduğumuz düşüncelere sahiptik. düşündüğüm zaman, arkadaş adı altında sevmediğim kimseyle karşılaşmıyorum artık, mutlu ediyor beni bu. öte yandan bir duvar örüyor dış dünyaya, bizi hiç anlayamayacak insanlar mevcut. reddetmiyorum bunu da sanki bundan kaçarcasına yaşıyor gibiyim. bir kaçış mı derseniz bu, belki bir kaçış belki de değil şu an karar veremiyorum. süregelen hayatım boyunca "neden" kelimesinin kritik bir önemi var hayatımda. yanına soru işareti koyup kendime yönelttiğimde bambaşka bir dünyayla karşılaştırıyor gibi beni kendimle. be...
The peaks of my story, the journey of my learning, the awareness of mental health, the sharing of some information I have got, the growth, Warning! Not so fun. The more the merrier.